7 Ekim 2013 Pazartesi

TARİHTEN BUGÜNE DÜŞEN NOTLAR: 8 EKİM 1933;

80 YIL ÖNCE BUGÜN,

“D GRUBU” OLARAK ADLANDIRILAN SANATÇILAR
İLK DESEN SERGİLERİNİ, O YILLARDA İSTANBUL’DA DOĞRU DÜRÜST BİR SERGİ MEKANI BULMAK ZOR OLDUĞU İÇİN CEMAL TOLLU’NUN AKRABASI OLAN BEYOĞLU KAYMAKAMI’NIN YARDIMLARIYLA TÜNEL’E YAKIN ESKİ RUS KONSOLOSLUĞU BİTİŞİĞİNDEKİ NARMANLI HANIN İÇERİSİNDE BOŞ BİR MEKANDA “MİMOZA ŞAPKA MAĞAZASI”NDA AÇMIŞTI.
“D” Grubu Sanatçılar Sergi açılışında birarada... 
Cumhuriyet’in onuncu yılı, önemli devrimlerin gerçekleştiği, bu devrimlerin etkisiyle değişimlerin belirginleştiği dönemdi ve tüm sanat dallarında atılımcı ve çağdaş yenilikler destek görmekte, taraftar bulmaktaydı.
Türk resminde de modern bir atılımı gerçekleştirmek amacıyla 1933 yılının Eylül ayında,
5 ressam; Zeki Faik İzer, Nurullah Berk, Elif Naci, Cemal Tollu, Abidin Dino ve
1 heykeltıraş; Zühtü Müridoğlu“D” Grubu’nu kurmuştu.
Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, Sanayii Nefise Birliği ve Müstakil Ressam ve Heykeltraşlar Birliği’nden sonra kurulmuş dördüncü grup oldukları için, kendilerini alfabenin dördüncü harfi olan “D” ile ( “Ç” harfini atlayarak ) adlandırmışlardı.

“Ankara’da Keçiler” Cemal Tollu, 90,5 x 121 cm Tuval üzerine yağlı boya
MSGSÜ Resim Heykel Koleksiyonu / İstanbul Resim ve Heykel Müzesi
Sanatçının bu tabloda Hitit heykel ve kabartmalarından etkilendiği anlaşılmaktadır.
Resimde keçilerin yatay hareketini insan figürlerinin dikey hareketleri dengelemektedir.

Zeki Faik İzer'in Cihangir'de Yavuz Apartmanı'nın beşinci katındaki evinde buluşan ve “Bu millet sanattan anlamıyor, ne yapsak da anlar kılsak” konulu bir sohbete koyulan grup, memlekette sanatın gelişmesi ve yayılması için yanıp tutuşan gönülleriyle; harekete geçmek, çevreyi uyandırmak, sanatın ne olduğunu, geçmişini, geleceğini millete anlatmak tutkusu içindeydiler. Gecenin sonunda tüm bu isteklerinin ancak birlikte sergiler  açarak, yazılar yazarak mümkün olabileceği sonucuna varmışlar, sergiler açarak, konferanslar vererek, duyan duymayan herkese Türk resim sanatının ulaştığı noktayı göstermeye karar vermişlerdi...

“Madenci” Abidin Dino, 26x34 cm, Duralit üzerine Yağlı Boya / Özel Koleksiyon
Grup üyesi sanatçılar, sanat eğilimlerini halka tanıtmak, kübik formların örneklerini sunmak amacıyla da ilk desen sergilerini açmışlardı. Türk Resim sanatının çağdaş akımlarla etkileşim içerisinde olduğunu düşünen sanatçılar, izlenimci teknikleri reddederek, kompozisyonlarını eski resimlerden farklı olarak kübist ve konstrüktivist bir anlayışla farklı bir yapı üzerine oturtuyor ve öyle ürünler veriyorlardı.

Serginin açılmasının ardından, sergilenen resimler resmin doğadaki nesnelere aynen benzemesi gerektiğini düşünen bir toplumda yadırganmış, grubun eserleri alaycı bir yaklaşımın ortaya çıkmasına neden olmuş, hicveden bir “kübik” modası başlamıştı. Sıradan ya da özenti olduğuna hükmedilen herşeye “kübik” damgası vurulmaya başlanmış, Mahmutpaşa tezgahlarında bile çamaşırlar, satıcıların “kübik” nidalarıyla satılmaya başlanmıştı.
“Kahve” Nurullah Berk, 29x35 cm. Karton üzerine Guaj / Özel Koleksiyon
9 Ocak 1982 yılında kaybettiğimiz sanatçıya vefatından 30 yıl sonra, 3 Ağustos 2012’de Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Ümit Yaşar Gözüm tarafından “...katkılarınızla hazırlanarak kültür hayatına kazandırılan “Hat ve Tezhip Sanatı” adlı eserden, kitap üzerindeki katkılarınızdan ve ilgili mevzuat doğrultusunda 1 adet gönderilmiştir. İlgilerinize teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.” denilerek bir teşekkür mektubu gönderilmiş, bir skandala imza atılmıştı.

“Nargile içen Adam” Nurullah Berk
“D” Grubu, kübizmi genç Cumhuriyet'in sanatı olarak tanımlayıp, sanatçıların bu yönde ürünler vermesi gerektiği kanısındaydı ve Kübizmin biçimsel ve teknik olarak algılanmasının, o dönemde resim adına büyük bir yenilik olacağını ve şaşırtıcı sonuçlar doğuracağını bekliyorlardı.
“Topkapı Sarayı” Elif Naci
1947’ye kadar etkinlikler düzenleyen bu sanatçılar, sergileriyle toplumun ve diğer sanatçıların ilgisini çekmeyi başardılar.  Bu süre için de açtıkları 15 resim sergisi, gruba katılan diğer sanatçıları da tanıtan önemli etkinliklere dönüştü. 7. “D” Grubu sergisinde Halil Dikmen, Eşref Üren, Eren Eyüboğlu, Arif Kaptan ve Salih Urallı gruba katılmış, 1941 senesindeki 9. sergide ise Hakkı Anlı, Sabri Berkel, Fahrünnisa Zeid ve heykeltıraş Nusret Suman ile birlikte sanatçıların sayısı 16’ya yükselmişti.
“Külliye” Elif Naci
“D” Grubu’nun sözcülüğünü Nurullah Berk üstlenmiş, gazeteci Fikret Adil’in de yazılarıyla desteklediği grup, bu iki yazarın yazılarıyla, konferans ve tartışmalarla, İstanbul’da canlı bir sanat ortamının oluşmasını sağlamıştı. Basında “D” Grubu’nun Avrupa’dan modern resim sanatını taşıdığını vurgulayan, “D” Grubu öncesi resim sanatını önemsiz sayan görüşler de yer almış, sanatçılar arasında kuşak çatışması şiddetlenmişti.

“D” Grubu, özellikle 1930'lu yıllarda devletin halkçılık ve ulusçuluk programı doğrultusunda sanata “yeni” ve “ulusal” bir yön verilmesine katkı sağlamış, CHP hükümetinin çağdaşlaşma isteğine paralel olarak Batı'daki yeni akımlardan yararlanmış, düzenlediği sergilerle yeni sanatı halka göstermeyi amaçlamıştı. 1960 yılında düzenledikleri son sergileriyle birlikte yurtiçinde 16 sergi açan grup, yurtiçinde ve yurtdışında da birçok sergiye de grup adı ile katılmıştı.
“İnkılap Yolunda” Zeki Faik İzer, 1933
MSGSÜ Resim Heykel Koleksiyonu / İstanbul Resim ve Heykel Müzesi
Sanatçı, Eugene Delacroix’in 1830 tarihli “Halka Yol Gösteren Özgürlük” tablosunu şablon olarak kullanmış ve bunu da kabul etmiştir. Delacroix, özgürlüğü, başkaldırıyı ve isyanı ifadelendirirken resminde, İzer devrimciliği simgelemiştir. Resimlerde stil farklılığının yanısıra nesnelere yüklenen anlamlar da farklıdır. Arka planda yanan yıkılan bir kent yerine, yükselen yeni bir kent Ankara yer almaktadır. İsyan eden halk yerine yürüyen aydınlık bir toplum göze çarpar. Süngülü asker gericiliğe karşı yürürken, Türk Bayrağı ile Halide Edip, ileriyi gösteren, işaret eden Atatürk ve etrafında iyi giyimli çağdaş Türk kadını ve erkeği yer almaktadır.
“D” Grubu, sanatçıları 1933 üniversite reformu sonrasında, akademi kadrolarında yer almış, bu görevleri birçok öğrencinin eğitilmesinde önemli rol oynamıştı.

“D” Grubu, Türk resim sanatında en etkin ve başarılı grup hareketiydi, ancak bu ortak yaklaşımlarına rağmen ortak bir üslup geliştirmeyen grup üyeleri, 1947 yılından sonra dağılmış ve her biri kendi resim anlayışında çalışmalarını sürdürmüştü.
“Alfabe Okuyan Köylüler” 1933, Cemal Tollu / MSGSÜ Resim Heykel Müzesi Koleksiyonu

Türk çağdaş resim sanatına bir kimlik ve yön verme konusunda en önemli çaba olarak sayılabilecek “D” Grubu'nun dağılma nedeni, bu ortak yaklaşımın dışında ortak bir resim üslubu geliştirememiş olmalarıydı.

“Manisa Spil Dağı” Cemal Tollu, 26x19 cm. Kağıt üzerine karışık teknik / Özel Koleksiyon

“D” Grubu, sonraki sanat yaşamlarında çeşitli ve değişik sanat eğilimleri göstermişler, Nurullah Berk minyatür, yazma ve eski yazı gibi yerel motiflere dayanan dekoratif bir resim anlayışına, Cemal Tollu Hitit sanatının biçimleriyle Bireşimci Kübizm'i bağdaştırmaya, Elif Naci geleneksel bir resim diline, Zeki Faik İzer II. Dünya Savaşı sonrasının egemen eğilimi olan Soyut Dışavurumculuğa, Zühtü Müridoğlu soyut heykele, Bedri Rahmi Eyüboğlu ise Anadolu el ve halk sanatlarına dayanan dekoratif bir görselliğe yönelmişlerdi.

Hiç yorum yok: