30 Kasım 2013 Cumartesi

82 YIL ÖNCE BUGÜN, TÜRK SİNEMASININ İLK SESLİ FİLMİ “İSTANBUL SOKAKLARINDA” GÖSTERİME GİRMİŞTİ.

TARİHTEN BUGÜNE DÜŞEN NOTLAR:
1 ARALIK 1931;


82 YIL ÖNCE BUGÜN,
MUHSİN ERTUĞRUL’UN SENARYOSUNU YAZDIĞI VE İHSAN İPEKÇİ* İLE BİRLİKTE YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI TÜRK SİNEMASININ İLK ORTAK (TÜRK, MISIR, YUNANİSTAN) YAPIMI VE SESLİ FİLMİ “İSTANBUL SOKAKLARINDA” GÖSTERİME GİRMİŞTİ. 

Film, İstanbul, Kahire, İskenderiye, Atina ve Paris’te çevrilmiş, 21 Aralık’ta Paris’te, 30 Aralık’ta İstanbul'da Mısır Sefaretine ve Basına gösterilmiş,
1 Ocak 1931’de ise Melek ve Elhamra sinemalarında gösterime girmişti.


Filmin Müziklerini Ferit Alnar’a ve Hüseyin Sadettin Arel, Görüntü Yönetmenliğini Cezmi Ar, Nikolas Farkas yapmıştı. Kurgu Muhsin Ertuğrul’a, Dekor tasarımı Vedat Ar’a ait olan filmin yapımcısı İpek Film’di. Başrollerinde Talat Artemel (Talat), Semiha Berksoy (Hancı kızı Semiha), Behzat Butak (Hancı Halil Ağa), Aziza Amir (Semira), Hazım Körmükçü (Hazım) ve Bedia Muvahhit’in (Berber) rol aldığı film, dönemin yüksek maliyetli filmleri arasında yer almıştı.



Film, iki kardeşin aynı kadına aşık olması üzerine hayatlarının mahvolmasını anlatıyordu. Bankada çalışan Rahmi şarkıcı bir kadına aşık olmuş, aynı kadınla kardeşi Talat’ın da ilişkisi olmuştu. Rahmi aşkı uğruna bütün parasını kadın ile harcamaktaydı, hatta bir süre sonra çalıştığı bankanın parasını da aşık olduğu kadın için kullanmaya başlamıştı. Banka yönetimi durumu fark edip Rahmi’yi işten atmış, kullandığı parayı da Rahmi’nin ailesinden tahsil etmişti. Bütün birikimini kaybeten ailenin hesabını sormak üzere Talat kardeşinin yanına gitmiş ve kardeşiyle şarkıcı kadını sarhoş halde bulmuştu.



Şarkıcı kadının ortağı olan garson, Rahmi’yi dolandırmak için içkisinin içine uyku ilacı atmış, Talat kardeşine saldırıp, kavga sırasında ilaçlı içki bardağını Rahmi’ye fırlatınca, ilaçlı içki Rahmi’nin gözlerine gelmiş ve Rahmi’nin gözleri kör olmuştu. Film doktorların göz ameliyatı için çok para istemesi, iki kardeşin zengin dayılarının yanına gidip yardım istemeye karar vermesi, ancak bu sırada dayılarının ölmesi, dayılarından kalan tek şey olan evin yanması, iftiraya uğrayan Talat’ın hapse düşmesi gibi bir dizi felaketler sinsilesi ile ilerlemiş, filmin sonlarına doğru ortaya çıkan, Mısır’lı zengin bir yazar olan Semira Hanım, Rahmi’yi ameliyat ettirip, kardeşleri eski saadetlerine kavuşturmuştu.

“İstanbul Sokaklarında” bu abartılı ve absürd konusuna rağmen; gerek dönemine göre yüksek maliyeti, gerekse ilk sesli film olması nedeniyle, sinema tarihimizde önemli bir yer edinmiştir.





*İhsan İpekçi:
1901 yılında doğan İhsan İpekçi Ailesinin ipek ticareti yaptığı dönemde (1920) sinema işletmeciliğine başlamış, kardeşi Kani İpekçi'yle 1928’de İpek Film şirketini kurmuştu. İhsan Koza takma adıyla roman ve senaryolar yazmıştı. Önemli filmleri: Bir Millet Uyanıyor, Bataklı Damın Kızı Aysel (Muhsin Ertuğrul); Senede Bir Gün (Ferdi Tayfur), Yalnızlar Rıhtımı, Zümrüt (Lütfi Ö. Akad).İhsan İpekçi 1966 yılında vefat etmiş ve Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilmişti.



Selanik’te birkaç kuşak ipek işiyle uğraşan İpekçi ailesi, 1893’te göç ettiği İstanbul’da bir süre daha ipek ticaretini sürdürmüş, ilk olarak Eminönü’nde “Hüsn-i İntihap” ismiyle bir mağaza, ardından dönemin en büyük mağazalarından Selanik Bonmarşesi’ni açmışlar, Selanik Bonmarşesi’nin Eminönü Meydanı düzenlenmesi sırasında yıkılması üzerine de İhsan İpekçi’nin önayak olmasıyla sinemacılığa yönelmişlerdi.Galatasaray Lisesi’nden mezun olduktan sonra Berlin’de ticaret eğitimi alan İhsan İpekçi, orada sinemanın büyük kazanç getirdiğini görmüş, babasını ve kardeşi Kani İpekçi’yi ikna ederek 1923’te Elhamra Sineması’nı işletmeye başlamıştı. İki yıl sonra da Skating Palace (Paten Sarayı) adlı gösteri merkezini sinema salonuna dönüştürerek Melek (bugünkü Emek) sinemasını açmışlar ve bir marka oluşturmuşlardı. İpek Film Şirketi’ni kurduktan ve yapımcılığa başladıktan sonra Muhsin Ertuğrul ile anlaşmışlar ve “Ankara Postası”nın yapımcılığını üstlenmişlerdi.



Nazım Hikmet’in 1933’te tutuklanarak Bursa Cezaevine gönderildiğinde İpekçiler ve Muhsin Ertuğrul, Hikmet’i hapiste yalnız bırakmamış, Muhsin Ertuğrul, cezaevine İsveçli yazar Selma Lagerlöf’ün hikayesini göndererek Hikmet’ten bunu senaryo haline getirmesini istemişti.

İhsan İpekçi’nin, iki çocuğunundan biri olan İsmail Cem İpekçi, Türk basın ve siyaset hayatında önemli mevkilerde görev yapmıştı. 1 Şubat 1979’da İstanbul Maçka’da evinin yakınlarında arabasındayken Mehmet Ali Ağca tarafından öldürülen gazeteci Abdi İpekçi ise İhsan İpekçi’nin diğer kardeşi Süleyman Cevdet’ın oğluydu. Ünlü modacı Cemil İpekçi de bu aileye mensuptur.

Hiç yorum yok: