12 Aralık 2013 Perşembe

99 YIL ÖNCE BUGÜN, MESUDİYE ZIRHLISI ÇANAKKALE’DE BİR İNGİLİZ DENİZALTISI TARAFINDAN TORPİLLENEREK BATIRILMIŞTI.

TARİHTEN BUGÜNE DÜŞEN NOTLAR:

13 ARALIK 1914,



99 YIL ÖNCE BUGÜN,

“MESUDİYE” ZIRHLISI ÇANAKKALE’DE BİR İNGİLİZ DENİZALTISI TARAFINDAN TORPİLLENEREK BATIRILMIŞTI.

“Mesudiye Zırhlı Fırkateyn-i Hümayun”u Sultan Abdülaziz döneminde donanma seferberliği ile İngiltere’nin Thames Iron Works tersanelerinde, Kraliyet Donanmasının Baş Mühendisi, Edward James Reed tarafından tasarlanarak 1872’de yapılmaya başlanmış, 1874’de denize indirilmiş, modern teknolojide silahlar ile donatılarak, 1875’de Osmanlı Donanmasına katılmıştı.


Edward James Reed


25 Haziran 1861’de tahta çıkan ve saltanat sırası kendine geldiğinde, dünyanın önde gelen kara ve deniz kuvvetlerine sahip olma düşleri kuran ve bunun uğruna da İngiltere’ye, Fransa’ya ve Avustralya’ya zırhlılar, fırkateynler sipariş edip donanmayı güçlendiren, Sultan Abdülaziz’in hayali, kendisinin donanmaya kazandırdığı Mesudiye Zırhlısı’nın da içinde bulunduğu donanmanın 30 Mayıs 1876 günü sabahı Şeyhülislam’dan alınan fetva ile Dolmabahçe Sarayını denizden kuşatmaları ve toplarını yeni padişah V. Murat’ı selamlamak adına ateşlemeleri ile son bulmuştu.
Abdülaziz saraydan çıkmış bir kayığa bindirilmiş ve gözbebeği donanmanın önünden geçirilerek saraydan uzaklaştırılmıştı.
Mesudiye Zırhlısı donanmaya katılmasından daha bir yıl sonra efendisinin devrilmesine ortak olmuştu. Feriye saraylarında gözaltında tutulan devrik padişah Abdülaziz, devrilmesinden 5 gün sonra bilekleri kesilmiş bir şekilde ölü olarak bulunmuştu.
Mesudiye Zırhlısı’nın 1903’te yapılan renovasyondan sonraki hali

Mesudiye Zırhlısı, 1903 yılında, bakım onarım için, İtalya’nın Cenova kentindeki Ansaldo tersanelerine yollanmış, ilk inşaa edildiğinde var olan üç direğinden sadece biri bırakılarak diğerleri sökülmüş, hızı 17 mile çıkarılmış, silahlarında da büyük ölçüde değişim gerçekleştirilmişti.







Mesudiye zırhlısı’nın Subayları
Uzun yıllar Haliç’te yatan Mesudiye Zırhlısı 1904’te Balat önlerinde.
1911 Osmanlı-İtalyan Harbi’nde Çanakkale’de üslenen ve 1912-1913 Balkan Harbi’nde İmroz ve Mondros deniz muharebelerinde başarılı görevler icra etmiş olan 102 x 18 x 8,2 metre boyutlarında, 9190 ton ağırlığındaki çelik zırhlı ve 2 adet 240 mm, 12 adet 152 mm, 14 adet 76 mm, 10 adet 57 mm ve 2 adet 47 mm’lik silaha sahip “Amiral Gemisi” Mesudiye Zırhlısı, Donanma Komutanı Alman Amiral Wilhelm Anton Souchon tarafından hazırlanan bir rapor ile 5 Eylül 1914’de aktif görevden çekilmişti.
Amiral Wilhelm Anton Souchon, I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Donanmasına katılan Alman Goeben (Yavuz) ve Breslau (Midilli ) gemilerinin komutanı olarak 10 Ağustos 1914’de İstanbul’a gelmiş,16 Ağustos’ta Osmanlı Devleti’ne 3.800.000 Pound’a satıldığı Alman Hükümeti’nce açıklanan bu iki gemi ile, 29 Ekim’de Karadeniz’e açılarak Sivastopol limanına ve Rus gemilerine baskın düzenlemiş, 2 Kasım’da Rus’ların Osmanlı Devleti’ne savaş açmasına neden olmuş ve son olarak da Osmanlı Devleti’ne Donanma Komutanı tayin edilmişti.
Görevden çekilen Mesudiye Zırhlısı, önemli ateş gücü hesaba katılarak I. Dünya Savaşı sırasında Çanakkale Kara İstihkamlarını desteklemek üzere yüzer tabya olarak Sarısığlar mevkiinde konuşlandırılmıştı.
Henüz savaşın daha başındayken, mayın hatlarını geçerek boğaza giren Teğmen Norman Douglas Holbrook komutasındaki B-11 İngiliz denizaltısı tarafından 13 Aralık günü, saat 11:58’de 800 metre mesafeden torpillenmişti.
Mesudiye’nin topçuları denizaltının periskobunu farketmişler, topları ile o istikamete doğru ateş açmışlar ancak ilk torpilin yarası nedeniyle geminin derin olmayan koyda yan yatarak karaya oturması top atışını zorlaştırmıştı.

B-11’den gelen ikinci torpil geminin tam olarak yan yatmasına karinasının tamamen su içerisine gömülmesine neden olmuştu. Makine dairesinde sıkışan kapılar nedeniyle kapalı kalan denizciler de gemiyle birlikte suya gömülmüşlerdi.
İstanbul’dan telgraf çekilerek kurtarma ekipmanı ve yardım istenmiş, yardım gelene dek de iptidai yöntemlerle kurtarma çalışmalarına başlanmıştı. Açılan küçük bir delikten Yüzbaşı Ziya bey baygın bir vaziyette kurtarılmış ancak ağzından burnunudan kan gelen yüzbaşı kısa bir süre sonra vefat etmişti. Ertesi gün gelen ekipmanla teknenin gövdesinde açılan bir delikten içeride sıkışanlar çıkartılarak hastaneye sevkedilmiş ancak, 598 kişilik mürettebattan 10 Subay ve 25 er şehit olmuşlardı.



Anaforlar ve akıntılara rağmen boğaza girerek mayın hatlarını geçip Mesudiye’yi batıran B-11 sahilden topçu ateşlerine ve gambot takiplerine rağmen yakalanmadan tekrar boğazdan çıkabilmeyi başarmıştı. Norman Douglas Holbrook (1888-1976) Birleşik Krallık Kraliyet Donanması’nda I. Dünya Savaşı sırasında Victoria Nişanı almaya hak kazanan ilk denizciydi ve bu nişanı da Çanakkale Boğazı’nda yaptığı operasyonlardaki başarısı sayesinde kazanmıştı.
İngiltere Hükümeti tarafından, B-11 personeline
“Mesudiye”nin batırılması nedeniyle verilmiş anı saatleri.
Mesudiye Zırhlısı’nın batışından sonra sökülen topları, karada geminin adının verildiği bataryaya monte edilmiş,
18 mart 1915 Çanakkale Savaşları sırasında Fransızların “Bouvet” Muharebe gemisi’ne büyük hasar vermiş ve intikamını almıştı.
Mesudiye Tabyasında Hilmi ve Fahri Bey’ler
Mesudiye tabyası

Fransız “Bouvet” Çanakkale Boğazı’na girerken
“Bouvet” Zırhlısı, Mesudiye tabyalarının ateşi altında ağır hasar almış ve kısa bir süre sonra çarptığı bir mayın yüzünden batmıştı.
Fransız “Bouvet” Zırhlısının mayına çarparak batması.


Şu an torpillendiği Sarısığılar mevkiinde, 9-12 metre derinlikte yapmakta olan Mesudiye Zırhlısı batığına, geçtiğimiz senelerde yapılan bir anı dalışında bir plaket yerleştirilmişti.

Mesudiye Zırhlısını batıran B-11 denizaltısı 1919 yılında İtalya’ya hurda olarak satılmıştı. Amatör bir dalgıç olan Oğuz Otay, Çanakkale Boğazı’nda yaptığı bir dalış sırasında Mesudiye Zırhlısı’nın adını ilk kez duymuş ve onun hikayesiyle ilgilenmişti. Kelimenin tam anlamıyla bu işin peşine düşmüş, konu ile ilgili arşivleri taramış, bunun için Osmanlıca bile öğrenmişti. 
Avustralya Holbrook kasabasındaki Teğmen Holbrook Anı Parkı ve
B-11 denizaltının modeli.

Araştırmaları onu Londra’ya kadar sürüklemiş, Yüzbaşı Holbrook’un miras belgelerinden Avustralya’da yaşayan ikinci eşinin telefonunu bulmuş, Avustralya’ya kadar gidip onunla yaşadığı Başkent Canberra yakınlarındaki kasabada görüşmüş, bu arada Norman Douglas Holbrook’un adının 24 Ağustos 1915’de o kasabaya verildiğini ve denizaltının bir modelinin da orada yine Holbrook’un adının verildiği bir parkta sergilenmekte olduğunu da öğrenmişti. Daha sonra Oğuz Otay, o kentin Belediye başkanı ile görüşmüş ve Avustralya’daki Holbrook kasabası ile Türkiye’de Belediye Başkanı ile görüştüğü ve onaylattığı Ordu iline bağlı Mesudiye kasabasının kardeş şehir olmalarını sağlamıştı.

Oğuz Otay, “Efendi Kaptan Kurtar Bizi!” 

(Mesudiye Zırhlısı Osmanlı'nın Son 40 Yılının Tanığı 1874-1914)

Hiç yorum yok: