24 Ekim 2015 Cumartesi

16 YIL ÖNCE BUGÜN, AFETİ-İ DEVRAN, NERİMAN VEFAT ETMİŞTİ.



TARİHTEN BUGÜNE DÜŞEN NOTLAR:
24 EKİM 1999



16 YIL ÖNCE BUGÜN, 



TÜRK SİNEMASINDA İLK KEZ VE EN UZUN SÜRE VAMP KADINI CANLANDIRAN, “FOSFORLU CEVRİYE” ADLI FİLMDE ELDE ETTİĞİ BAŞARI NEDENİYLE
“FOSFORLU”
ADIYLA DA ANILAN,

İRİ KIYIM, ERKEKLERE POSTA KOYAN, ARGO KONUŞAN, KÜLHANBEYİ, ERKEK GİBİ AMA SEKSİ KADIN İMGESİNİ BAŞARIYLA CANLANDIRAN
“PLAJ GÜZELİ”

VE BUNUN UZUN YILLAR SÜRECEK BİR MODAYA DÖNÜŞMESİNE ÖNCÜLÜK EDEN,
“EN GÜZEL KÖTÜ KADIN”


“Afet-i devran Neriman”

NERİMAN KÖKSAL




71 YAŞINDA MEME KANSERİNE YENİK DÜŞMÜŞ, BİR YIL BOYUNCA TEDAVİ GÖRDÜĞÜ ELMADAĞ SURP AGOP HASTANESİ’NDE VEFAT ETMİŞTİ. 



Neriman Köksal, 1928 yılının 17 Mart günü İstanbul Rami’de yaşayan Arnavut kökenli bir ailenin kızı Hatice Kökçü olarak dünyaya gelmişti. Küçük yaşlardayken anne ve babası ayrıldıkları için tanımadığı babası Ahmet Kökçü Rami Spor Kulübü’nde futbol oynarken genç yaşta tüberküloz nedeniyle vefat etmişti. Neriman’ın annesinin ikinci evliliğinden beş kardeşi vardı. Çocukluğu annesi ile birlikte teyzesine ait Feriköy’deki evin bahçesinde ip atlayarak, erkek çocuklarla topaç çevirerek geçmiş, ilkokuldan sonra bir fabrikada işçi olarak çalışmaya başlamıştı. İlk uzun süreli erkek arkadaşı soyadını saklı tuttuğu Hikmet’ti ve onunla dört yıl süren bir beraberliği olmuştu. Hikmet’le çıktıkları dönemde Neriman eve dönüşlerinde yayansa pabuçlarını eline alıp tarlalardan dolaşarak, arabayla geliyorsa iki sokak arkada inerek dönermiş.


Plaj Güzeli Neriman Köksal



1.74 boyuyla, dalgalı kumral saçları, düzgün fiziği ve muntazam uzun bacaklarıyla dikkatleri üzerine çeken genç Hatice 22 yaşında bir gün üzerinde dar vücut hatlarını gösteren yakası kürklü siyah bir tayyör ile İstiklal Caddesi’nde arz-ı endam ettiğinde, o sıralar Refik Halit Karay’ın “Çete” romanını sinemaya uyarlayacak olan Metin Erksan’ın ağabeyi Çetin Karamanbey’in dikkatini çekmiş, Park Otel’in arkasında oturduğu eve kadar onu takip ederek filmdeki Rus Prensesi “Nina” rolü için teklif yapmış ve kartını vermişti. Mutaassıp ailesini düşünerek “Ben artistlik yapamam” demesine rağmen, Çetin Karamanbey israrlarıyla Hatice’yi bir prova filmi çekmeye ikna edebilmişti. Mukavelesinde başrol oyuncularının kendisi tarafından onaylanması şartını koyan Refik Halit Karay da gösterdikleri fotoğraflarından beğenince adını Neriman Köksal yaparak 1950 yılında “Çete” filminde “Nina” rolüyle Yeşilçam’a adım atmış, vefatına kadar 49 yıl aralıksız 400’e yakın Türk filminde çeşitli karakterlerde rol almıştı, Hatice Kökçü.


İlk filmi; Çetin Karamanbey yönetiminde Çete, 1950
Neriman Köksal, 1950-59 yılları arasında 36 farklı filmde irili ufaklı rollerde beyaz perdede görünmüştü.
2. filmi; Faruk Kenç yönetiminde Hürriyet Şarkısı, 1951
3. filmi; Şadan Kamil yönetiminde “Edi ile Büdü Tiyatrocu”, 1952
https://www.youtube.com/watch?v=zs7IMktWhsc
Burhan Felek’in eseri olan Vasfi Rıza Zobu ve Münir Özkul’la beraber rol aldığı,
“Edi ile Büdü Tiyatrocu” filminde Neriman Köksal’ın yanısıra
Necdet M. Ayral, Kenan Büke, Nobar Terziyan, Salih Tozan ve Mücap Ofluoğlu’da rol almıştı. 


4. filmi, Lütfi Ömer Akad yönetiminde ve
Ayhan Işık ve Gülistan Güzey ile beraber rol aldığı “Katil”, 1953

https://www.youtube.com/watch?v=rGHclCBRcMQ

En büyük çıkışı 1959 yılında, Orhan Günşiray ile başrollerini paylaştığı ve Suat Derviş’in romanından Aydın Arokan’ın senaryolaştırıp çektiği “Fosforlu Cevriye” filminde yapmıştı.Erkekler üzerinde hakimiyet kuran, dominant bir kadını canlandırmış ve filmden sonra lakablarına “fosforlu” da eklenmişti.
Filmde, genç üvey anne ve sevgilisi tarafından öldürülen bir babanın cinayeti üzerine, cinayeti küçük kız kardeşin üzerine yıkmaya çalışan fettan sevgilinin oyununu abla olan “Cevriye” (Neriman Köksal) cinayeti üstlenerek bozar ve cezaevine götürülürken kaçar, bu kaçış sırasında tanıştığı “Çetin” (Orhan Günşiray) adlı bitirim ile katillerin peşine düşer.



1957 yılında erkek arkadaşı Hikmet’ten ayrılmayı düşündüğü bir sırada Selahattin Burçkin’in yönettiği ve Kenan Pars ve Atıf Kaptan ile başrollerini paylaştığı “Dişi Canavarlar” filminin galası için İzmir’e gittiğinde, sinemadaki galadan sonra çıkılan akşam yemeğinde, uzaktan görerek beğendiği ancak kim olduğunu henüz bilmediği Nevzat Pesen ile tanışmıştı. Nevzat Pesen de eşi ve üç çocuğu ile İzmir’de yaşıyor ancak o yıl İstanbul’da kurduğu Pesen Film Şirketi ile yapımcılığa başladığı için sık sık İstanbul’a gelip gidiyordu.
Neriman Köksal ve Nevzat Pesen
Vefatından kısa bir süre önce 8 Mart 1999, Pazartesi günü Hürriyet Gazetesi, Yaşam ekinde vermiş olduğu bir söyleşide Neriman Köksal o günleri şöyle anlatmıştı:

“O geceden sonra ben Nevzat’la ahbaplık kurdum. İstanbul’a dönünce Hikmet’e telefonda ‘Bu iş bitti’ dedim. Bir şeye karar verince onun bitiririm. Sonra Nevzat bana evli olduğunu, ama soğukluk olduğunu anlattı. İstanbul’a gelip ilk filmi ‘Kızımın Başına Gelenler’i benimle yaptı. Beraberiz ama Nevzat on gün burada, bir ay İzmir’de. İzmir’de eşi var, sineması var. Baktım olacak gibi değil, ailesiyle birlikte İstanbul'a gelmesini söyledim. Yıldız’da çoluk çocuğu için bir ev tuttuk. O sırada hamile olan karısına, çocuğu erkek olsun diye erkek resimli bir kart yolladım. Nevzat haftada iki gün eşine gidiyor, dört gün benimle kalıyordu. Daha sonra karısıyla da konuşmaya başladık. Orada bulamadığı pantolonunu burada buluyordu. Böylece bir evcilik oyunudur geçti. Zamanla tedirgin olmaya başladım, bu iş böyle nereye kadar gidecekti? Aslında çocuk sahibi olmak istiyordum. Nevzat’tan birkaç defa hamile kaldım, ama aldırdım. Bir günde üç filme gidiyorum, çocuğa zaman yoktu. Sonunda bir gün Nevzat’a ‘Senden ayrılacağım, vereceğim nüfus kağıdımı birine, onunla evleneceğim’ dedim. Yaptım da...”

Neriman Köksal gerçekten de dediğini yapmıştı. Nevzat Pesen’le yaşadığı aşk 1965’e kadar sürmüş, Neriman, Yılmaz Güney’in Jack Schaefer’in “Shane” romanından senaryolaştırdığı, Tunç Başaran’ın yönettiği ve Yılmaz Güney, Devlet Devrim, Ayfer Feray, Tuncel Kurtiz gibi oyuncularla birlikte rol aldığı “Konyakçı” filminin görüntü yönetmeni 21 yaşındaki Feridun Kete ile yıldırım nikahıyla evlenmişti. Nevzat Pesen için de bu sürpriz olmuştu. Bir süre sonra bir de Pesen Film Şirketi’nin iflasıyla daha da sarsılan Nevzat Pesen, Neriman’dan ayrıldıktan sekiz yıl sonra 10 Şubat 1973’te Etiler’deki evinin beşinci katından kendisini boşluğa bırakarak hayatına son vermişti.

Neriman Köksal’ın Feridun Kete ile olan evliliği de uzun sürmemiş,
kısa süre sonra boşanmışlardı.

Neriman Köksal, ikinci evliliğini ise kuaförü Vecihi’nin yardımcısı Kemal Küpçü ile yapmıştı. Birlikte birçok filmde birlikte oynadıkları Orhan Günşiray ile de evlilikleri söz konusu olmuş ancak gerçekleşmemişti. Orhan Günşiray 2002 yılında Yener Süsoy’a verdiği bir söyleşide “Neriman Köksal’ı çok sevdim ama, evlenmemiz mümkün olamazdı, itiraf edeyim. Canım ciğerimdi ama, aramızdaki aşk hep platonik oldu. Onun gibi bir erkek kadınla evlenmek isterdim ama, Türkiye’de olmaz. Nevzat Pesen’den ayrıldığı zaman annemi ve Mahir’i alıp Sarıyer’de nişanlandık Neriman’la. Nevzat kıskansın da, yeniden beraber olsunlar diye, işte ben böyle insanım. Üstelik o zamanlar Nevzat arkadaşım bile değil.” 
demişti.
Neriman Köksal ve İzzet Günay
Neriman Köksal’ın yine birkaç filmde başrol paylaştığı İzzet Günay ile de bir birliktelik yaşamış, vefatı öncesi hasta yatağında önce yakın arkadaşı Çolpan İlhan’ı daha sonra da Ediz Hun’u aracı yaparak İzzet Günay ile görüşmek istemişti. Tedirgin olan İzzet Günay’ı “Hadi kalk hastaneye gidiyoruz” diyen eşi İpek hanım rahatlatmıştı. Neriman Köksal’ın bu son isteği gerçekleşmiş ve son günlerinde İzzet Günay ile hastane odasında yalnız görüşebilmişti.

Ona hayran olan meslekdaşlarından bir diğeri de Ediz Hun’du, Neriman Köksal’ın vefatının ardından o da oyunculuğa ilk adım attığı dönemlerde Neriman Köksal’ı beğendiğini
“O zaman bekarsınız, 23 yaşında bir delikanlısınız. 13 yaş büyüktü ama hoş bir kadındı. Devlet gibi bir kadındı”
diyerek itiraf etmiş,
“Sadece benim ilgi duyduğum bir hanımefendiydi”
diye de eklemişti.

Lise dönemlerinde de Köksal’la karşılaştığını anlatan Ediz Hun o günleri,
“Lisedeyken Beyoğlu’ndan evime giderken zaman zaman Neriman’ı görürdüm, kaldırımla yol arasında yürür, 1.70 boyunda iri kıyım ama muntazam bir vücut. Ona ‘Neriman abla nasılsınız, iyi misiniz, hürmetler ederim’ derdim, ‘sağol yavrucuğum’ derdi, giderdi. Çok hoş bir kadındı, onunla da filmimiz oldu. Hayatı, arkadaşlıkları evlilikleri açısından çok şanslı geçmemiş olan çok değerli bir aktrisimizdi.” 
diyerek aktarmıştı.

Neriman Köksal belki de Türkan Şoray’dan çok önceleri
kendi kurallarını koymuştu Yeşilçamda.

Film çekimlerinden önceki akşam saat 08.30’da yatar
ve sabah 06.00’da kalkardı.

“Plaj Güzeli” sıfatını taşımasına rağmen
hiçbir zaman bikini giymemiş, 3. filmi “Edi ile Büdü Tiyatrocu” filminde bile dansöz olarak göründüğü sahnede göbek deliği görünmeyen bir dansöz kıyafeti kullanılmıştı.
Bu kuralını, bir söyleşisinde
“Dikkat edin, giydiğim mayolar hep kapalıdır.
Hayatımda hiç bikini giymedim.
Ben Arnavut kızıyım,
bizde göbek görünmez.”
diyerek özellikle açıklamıştı.

Rolünü beğenmezse, parayı elinin tersiyle iter, işi kabul etmezdi.

“Kabadayı kadın dediğin teşbih taşır”
der ve
“Bende çeşit çeşit tesbihler var, 33'lükten 99'luğa kadar. Elimde tesbihim olmadan film seyredemem. Otururken, televizyon seyrederken hep tesbih çekerim, oyalıyor beni. Her çantamda mutlaka tespih bulunur...”
diye ilave ederdi.

Büyük boy bir makyaj çantası taşır, içinde iki oje, bir dudak boyası, biraz pudranın yanısıra, zeytinyağlı dolmalar, kadınbudu köfteler taşırdı. Çok iyi yemek yapardı, aynı zamanda çok iştahlıydı ve bu nedenle de son yıllarında epey kilo almıştı.



1960-70 yılları arasında birçok Yeşilçam artisti gibi Neriman Köksal da Şeker Alalım / Ali Baba adıyla bir 45’lik plak doldurmuştu.

Neriman Köksal’ın sesinden, Şeker Alalım:
https://www.youtube.com/watch?v=guTU7ekEXDs 

Yeşilçam’ın krize girdiği dönemde de yine birçok meslekdaşı gibi hayatını kazanmak zorunda kalmış, 1967 yılında Zeki Müren’in ısrarıyla gazino sahnelerinde boy göstermeye başlamıştı. Sesi cılız olmasına ve ara sıra şarkı sözlerini unutmasına rağmen düzgün fiziği ile ve ünlüleri sahnede görme isteği ile gazinolara gelen halkın sayesinde o da geçimine katkı sağlayabilmişti.
“Aşk-ı Memnu” TV dizisinde, Firdevs hanım
1975 yılında TRT için Halit Refiğ tarafından çekilen 33’er dakikalık 6 bölüm olarak yayınlanan Halid Ziya Uşaklıgil’in ünlü “Aşk-ı Memnu” dizisinde “Bihter”in (Müjde Ar) annesi “Firdevs hanım” karakterini canlandırmıştı.

Bizim Mahalle TV dizisinde, Neriman abla
Son 6 yılını TRT için çekilen Bizim Mahalle dizinde oynayarak geçiren Neriman Köksal, 1999 yılında yeğeni Mustafa Volkan Öylek’in kızı Nazlı Buse Öylek’i annesi Seher hanımın da iznini alarak mahkeme kararı ile evlat edinmiş, Yeşilçam’ın ona kazandırdıklarını bırakacak bir mirasçısı olsun istemişti.
Beyazperdedeki 50.yılı ve hayatının son yılında, 1999 senesinde 18. İstanbul Film Festivali’nde kendisine “Sinema Onur Ödülü” verilmiş,
“Bilmem ki nasıl alacağım,
ben öyle törenlere alışık değilim.”
diyerek bu konudaki tecrübesizliğini samimi olarak dışa vurmuştu.


Hasta yatağında son günlerinde yakın arkadaşlarına en çok söylediği:

“Çok acı çekiyorum. Ayağa kalkamadığım ve oyunculuk yapamadığım için kendimi çok kötü hissediyorum. Ölmek istiyorum, dayanamıyorum artık”
olmuştu...

Şişli camiinde yapılan cenaze merasimine katılan Kadir İnanır, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Hülya Avşar, Orhan Gencebay, Cem Karaca, Türker İnanoğlu, Çolpan İlhan, Sami Hazinses, Osman Yağmurdereli, Tanju Gürsu, Ediz Hun, Perihan Savaş, Göksel Arsoy, Suzan Avcı ve çok sayıda sanatçının yanısıra Neriman Köksal’a hayran olduğunu belirten Sakıp Sabancı,
“O benim gençliğimin platonik aşkıydı”
derken, 28 Ekim 1999’da Milliyet Gazetesindeki
“Olaylar ve İnsanlar köşesinde Gazeteci Hasan Pulur;
“Neriman Köksal,
bizim kuşaktan kimin hayali sevgilisi,
rüyalarımızın kadını değildi ki!”
diye yazmıştı.

Neriman köksal’ın naaşı, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda
toprağa verilmişti.






Hiç yorum yok: