1 Şubat 2016 Pazartesi

1 ŞUBAT; 90 YIL ÖNCE BUGÜN, ANKARA GAZİ İSTASYONU HİZMETE GİRMİŞTİ.

TARİHTEN BUGÜNE DÜŞEN NOTLAR:
1 ŞUBAT 1926



90 YIL ÖNCE BUGÜN,

ANKARA ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ






TREN İSTASYONU, GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN DE KATILDIĞI BİR TÖRENLE HİZMETE GİRMİŞTİ.



Ankara’nın Cumhuriyet döneminde yapılan ilk İstasyonu olma özelliğini de taşıyan Gazi İstasyonu Mimar Ahmet Burhanettin Tamcı tarafından tasarlanmıştı.


Tepeden Marmara Köşkünden Atatürk Orman Çiftliği’ne bakış,
Gâzi İstasyonu yolun ortasında sağ kolda.
Atatürk Orman Çiftliği içerisinde yer alan Gazi Tren İstasyonu, Ankara-Eskişehir yönünde Ankara Gar’ından sonraki ilk duraktır.

Gazi İstasyonu, Bira Fabrikası inşaa edilmeden önce
Gazi İstasyonu, Bira Fabrikası inşaa edildikten sonra

Birinci Ulusal Mimarlık döneminin özelliklerini 
taşıyan bu anıtsal nitelikli gar binasının cephelerinde Osmanlı dekoratif ögeler kullanılmış ve planı batı tren istasyonu şemalarına uygun planlanmıştı. Kare planlı giriş holünün sağ ve solunda iki katlı ve içerisinde merdivenlerin yer aldığı iki kule mevcuttur. Giriş ve peron yönündeki büyük kemerler ahşap payandalarla desteklenen saçaklarla belirginleştirilmiştir.

Klasik Osmanlı Mimarisi’nden gelen sivri kemerler, 16 yy. çinilerinde görülen motifler, Türk ahşap binalarında görülen ahşap nakışlı geniş saçaklar, yapıya farklı bir görünüm vermişti. Garın cephelerinde kullanılan çiniler Kütahya’da üretilmişti. 






Gazi Mustafa Kemal, yurt gezilerinden Ankara’ya dönüşlerinde genellikle Gazi İstasyonu’nda iner oradan otomobille Çankaya Köşkü’ne çıkarmış. 



Çok önem verdiği ve çocuğu gibi sevdiği Gazi Orman Çiftliği arazisi sınırları içerisinde bulunması nedeniyle Gazi İstasyonu birçok tarihi olaya da tanıklık etmişti.

Hermann Jansen'in Ernst Arnold Egli ile birlikte hazırlamış olduğu 1936 tarihli Atatürk Orman Çiftliği Bira Fabrikası projesinde Gâzi İstasyonu(yeşil ile işaretli)













Gazi Mustafa Kemal Atatürk birçok yabancı konuğunu da Gazi Tren İstasyonu’nda karşılamış ve yolculamıştı.


13 Ekim 1923 tarihinde yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti olan Ankara, o günlerde özellikle İngiltere başta olmak üzere birçok ülke tarafından kabul edilmek istenmemiş, ülkeler elçilerini Ankara’ya göndermeye direnmiş ve boykot etmeye kalkışmıştı. Yeni kurulan devletin başkenti olmasından itibaren hiçbir yabancı hükümdar veya devlet adamı Ankara’ya ayak basmamıştı. Başkent Ankara’ya ilk ziyareti gerçekleştiren hükümdar,

Mustafa Kemal’in Yeni Türkiye’sini yerinde görmek
dileğini Ankara hükümetine ileten Afgan Kralı Emanullah Han olmuştu.

Afgan Kralı Emanullah Han
1892-1960

Bu istek, ilk kez Ankara’nın bir yabancı konuk tarafından kabul görmesi ve ziyaret edilecek olması nedeniyle, özellikle Mustafa Kemal Atatürk’ü çok mutlu etmişti.

Afgan Kralı Emanullah Han ve Kraliçe Süreyya Almanya ziyareti sırasında
Berlin sokaklarında, 24 Şubat 1928

20 Şubat 1919’da tahta geçen Emanullah Han ülkesinde başlattığı çağdaşlaşma hamlesini yönlendirmek için diğer ülkelerdeki gelişmeleri yerinde izlemek istemiş, bu amaçla Aralık 1927’de ayında sırasıyla Mısır, Fransa, Belçika, İsviçre, Almanya, İngiltere ve Rusya’yı kapsayan bir geziye çıkmış, Rusya’dan da Sivastopol’dan gemi ile İstanbul’a oradan da trenle Ankara’ya gelmişti. 


Afgan Kralı Emanullah Han ve Kraliçe Süreyya Ankara’da Mustafa Kemal Atatürk ile birlikte
Afgan Kralı Emanullah Han ve eşi Kraliçe Süreyya (Tarzi) Haydarpaşa Garı’ndan hareket eden bir trenle 10 Mayıs 1928 günü, saat 11:00 civarında Ankara’ya ulaşmış, Ankara Garı’nda hazır bulunan devlet erkânı tarafından törenle karşılanmışlardı.
Afgan Kralı Emanullah Han ve Kraliçe Süreyya Ankara’da
Mustafa Kemal Atatürk ile birlikte bir resepsiyonda.

Ankara’da kaldığı süre içerisinde çeşitli görüşmelere katılan ve gezilere iştirak eden Afgan Kralı Emanullah Han, Ankara’dan 27 Mayıs 1928, Pazar günü yine tren ile ayrılmıştı.
Afgan Kralı Emanullah Han ve Kraliçe Süreyya, Mustafa Kemal Atatürk, TBMM Başkanı Kazım Özalp ile birlikte Ankara Palas’ta Başbakan İsmet İnönü’nün verdiği ziyafette. 21 Mayıs 1928
Önde beyaz giysiler içerisindeki hanım Mevhibe İnönü, sağında şapkalı bayan Müveddet Özalp

Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk konukları ile birlikte saat 17:00’de Ankara Garı’na gelmişti. Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve  Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’ın da Afgan Kralı ile birlikte bindikleri tren, harekat amirinin gelerek Gidebilir miyiz? Emirlerinizi almaya geldim diye Gazi’ye sorması, olumlu yanıt almasının ardından istasyonu dolduran halkın coşkun tezahüratleri eşliğinde saat 18:00’de hareket etmişti. Cumhurbaşkanı ile Dışişleri Bakanı misafirleri Afgan Kralı ve Kraliçe Süreyya’ya Gazi İstasyonu’na kadar eşlik etmişler, Gazi İstasyonu’nda konuklarla iyi yolculuk temennileri ile vedalaşarak trenden inmiş, Kral ve Kraliçe’yi uğurlamışlardı. Trenin kalkışı sırasında vagonun balkonunda duran Kraliçe eğilerek halka iltifatlar etmiş, Kral da ellerini sallayarak halkı selamlamıştı.
Kraliçe Süreyya (Soraya) Tarzi(1899-1968) 
Emanullah Han, Afganistan’a döndükten kısa bir süre sonra Kasım 1928’de çıkan bir ayaklanma sonrasında iktidarını kaybetmiş, tahtını tekrar ele geçirmeye çalışmışsa da başarılı olamamış ve 14 Ocak 1929’da Afganistan’ı terk etmek zorunda kalmıştı.
Afgan Kralı Emanullah Han’ın 1920’lerde Başkent Kabil’e 16 km. uzaklıkta inşaa ettirdiği Avrupai tarzdaki sarayı Darul Aman, ilk kez 1969’da saldırıya uğramış, 1978 yılındaki Sosyalist Devrim sırasında tekrar hasar görmüş, daha sonra da 1990’larda anti-komünist gruplar tarafından tamamen harab edilmiş, SSCB tarafından Afganistan'dan çekilene kadar ağır top ateşine maruz kalmıştı. En son 15 Nisan 2012’de Taliban saldırılarına hedef olmuştu.
Sonraki yaşamını sürgünde geçiren Afgan Kralı Emanullah Han 25 Nisan 1960’da Zürih’te yaşamını yitirmişti.
Kraliçe Süreyya’nın erkek kardeşi Abdulfettah Tarzi, 1949’da Türkiye’nin ilk özel kadın doğum kliniğini kuran, ilk jinekoloğu ve İstanbul boğazını yüzerek geçen ilk kadın yüzücü olan Pakize Tarzi ile 1935 yılında evlenmişti. Çiftin ikisi kız üç çocuğundan biri olan 1940 doğumlu Zeynep Tarzi, Sultan II. Abdülhamit’in oğlu Şehzade Mehmed Burhanettin Efendi’den olma torunu, Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından önce doğan son erkek üyesi olması nedeniyle
“Son Osmanlı ” olarak anılan Ertuğrul Osman Osmanoğlu (1912-2009) ile 1987’de New York’ta tanışmış ve 1991’de evlenmişti.
.....

Mehmet Behiç Bey (Erkin)
1876-1961
Devlet Demiryolları’nın kurucusu ve ilk Genel Müdürü (1920-1926) olan ve “Demiryollarının Babası” olarak anılan, Mehmet Behiç Bey (Erkin) Hayat Mecmuasında yayınlanan bir söyleşisinde, Demiryolcu şapkalarının bugünkü şeklini alması ile ilgili olarak Gazi İstasyonu’nda Mustafa Kemal Atatürk ile yaşamış olduğu anısını şöyle anlatır;

“Atatürk büyük adamdı, bir gün bir marşandiz katarı ile Ankara’ya gidiyordum. Orman Çiftliği önüne geldiğimiz zaman, Gazi’nin yukarıdan aşağıya doğru yaya olarak indiklerini gördüm. Treni durdurttum. Benim bulunduğum vagona geldiler. Daha şapka meselesi ele alınmamıştı. Gazi’nin başında elbisesinin renginde bir kasket vardı. Vagondaki masanın üstünde duran birkaç serpuşu göstererek, Bunlar ne diye sordu. Demiryolu personeli için bunlardan yaptıracağız, göstermek için Nafıa Vekâletine götürüyorum dedim. Bunlara birer güneşlik koydur, öyle götür emrini verdi. Gazi’nin emirleri yerine getirildi.” 

Mehmet Behiç Bey’in ülkenin demiryolları için yaptığı çalışmalar, 1933 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün bir jestiyle ödüllendirilmişti; Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin 10. yıl kutlamaları için Faruk Nafiz Çamlıbel ve Behçet Kemal Çağlar tarafından yazılan “Onuncu Yıl Marşı”nın tek bir dizesine müdahale etmiş, “yurdun her bir tepesinde dumanlar tütüyor” dizesinin yerine, “demir ağlarla ördük, anayurdu dört baştan” dizesini ekleterek Mehmet Behiç Bey’e “sizin emekleriniz bu mısra ile daha iyi dile getiriliyor” demişti.

Soyadı Kanunu çıktığında Mehmet Behiç Bey’e Atatürk tarafından “Her şart altında kendi doğru kararını verebilen, müstakil fikirli” anlamına gelen Erkin soyadı bizzat yazılı olarak verilmişti.

11 Kasım 1961’de İstanbul’da vefat eden Mehmet Behiç Erkin, vasiyetine uygun olarak ilk Genel Müdürlük görevini aldığı İzmir-İstanbul-Ankara hatlarının birleştiği Eskişehir (Enveriye) İstasyonu’nda iki hat arasında kalan üçgen alana TCDD Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılan anıt mezara defnedilmiş, Ankara yakınlarındaki tren istasyonuna da Behiç Bey İstasyonu adı verilmişti.

15 Haziran 1936, Gazi Mustafa Kemal Atatürk İstanbul’a giderken Gazi İstasyonu’nda izcilerin çaldığı selam borusu ve alkışlar arasında bir kız çocuğunun verdiği çiçek ile uğurlanmıştı. Gazi Mustafa Kemal, 16 Haziran’da akşam üzeri Dolmabahçe Sarayı’ndan motorla yapımı tamamlanan ve İstanbul Belediyesi’nce kendisine armağan edilen Florya Deniz Köşkü’ne geçmiş, 28 Temmuz 1936 tarihine kadar 42 gün çalışmalarını bu köşkte sürdürmüştü. 

Ne yazık ki Başkent Ankara’nın bu güzel istasyonunun trenlerle ve yolcularla birlikteliği 2000’li yılların başında sona ermiş, peronuna yapılan derme çatma bir banliyö istasyonu ile indi bindi işlemi sürdürülürken, hat dışında bırakılan Gâzi İstasyonu binası ve bahçesi bir Restoran’a kiralanmıştı.
Fotoğraf: Ahmet Soyak

O gün, bu gün Gâzi İstasyonu, yolculara hasret, trenlere hasret, ne zaman iki adım ötesinden geçen, kendisine uğramayan o eski dostunun sesini duysa, hüzünlenir boynu bükülür...
Tıpkı Orhan Veli’nin mısralarındaki gibi,
“iki gözü, iki çeşme”



TREN SESİ

Garibim
Ne bir güzel var
Avutacak gönlümü
Bu şehirde,
Ne de tanıdık bir çehre;
Bir tren sesi
Duymaya göreyim
İki gözüm iki çeşme.



-Orhan Veli Kanık-


40’lı yılların başına tarihlenen Gâzi İstasyonu önünde çekilen bu fotoğraflarda, Sabahattin Ali, eşi Aliye ve kızı Filiz, Orhan Veli Kanık, Rebia ve Muvaffak Şeref, dostları olan Macar çift ile;
İdil Biret'in ilk piyano öğretmeni olan Piyanist Rozsi Venetianer Szabo ve yeni kurulan Cumhuriyetin inşaa edilen sanayi tesislerinde (Turhal Şeker Fabrikası, Rize Çay Fabrikası) çalışan Mühendis Bela Szabo ve oğulları Maté (Matika) birlikte poz vermişlerdi. 1944 yılında Macar mühendis Bela Szabo, eşi Rozsi’den ayrılmış ve Azra Erhat ile birlikte yaşamaya başlamıştı.



29 Kasım 2015’te Ankara’ya yaptığım bir seyahat sırasında çektiğim Gazi İstasyonu fotoğraflarım:

Girişte ana salonun sağ ve solundaki büyük kemerlerin üzerinde yer alan renklendirilmiş
kabartma alçı tablolarda doğan bir güneş olarak tasvir edilmiş olan Gazi Mustafa Kemal






























Kaynak:
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türkiye’de Tren Garları, Mehmet Emin Başar, Hacı Abdullah Erdoğan
Selçuk Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Dergisi, 2009, Cilt:24, sf: 3

Hiç yorum yok: