Sayfalar

Jacques Pervititch etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jacques Pervititch etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2026 Perşembe

Nerdeee, O eski Üsküdar?!. FASIL -II-

Nerdeee, O eski Üsküdar?!.

FASIL -II-

Fasıl -I-'de bıraktığımız yerden devam edelim...


Aslında yoğunlaşmak istediğim ve şu an incelemeye çalıştığım, Üsküdar İskele Meydanı ile çok yakın ilişkisi olmasa da, meydana hakim bir tepe üzerinde inşa edilmiş olan, hem İskeleden, hem de Boğazdan bakıldığında Üsküdar silüetinde farkedilen, Rumî Mehmet Paşa Camii, sadece Üsküdar'ın değil, belki de Anadolu yakasının ayakta kalan en eski camisidir.

Aslında İstanbul'un fethinden yaklaşık 60 yıl öncesinde Sultan Yıldırım Bayezid'in (1354-1403) İstanbul Kuşatması sırasında, 1395'te Anadolu Hisarı'nı yaptırdığında, kalenin içerisinde askerlerinin ibadet edebilmesi için inşa ettirdiği kale mescidi günümüze ulaşamamıştır. Ancak, Anadolu Hisarı'na Fatih Sultan Mehmet döneminde eklenen hisarpeçe (dış duvarlar) içerisinde kalan bir açık hava namazgâhı* günümüze ulaşabilmiştir.
*namazgâh: açık havada namaz kılmak amacıyla belirlenmiş, genellikle normal zeminden biraz yüksek, düz ve temiz bir alandır. Kıble yönünü belirlemek amacıyla mihrap yerine dikilmiş, üzerinde genelde ayetler veya süslemeler bulunan kıble taşı bulunur. Bazı büyük namazgâhlarda mihrabın yanı sıra minber de yer alır. İbadet öncesi abdest alınabilmesi için genellikle yakınında bir çeşme, kuyu veya su sarnıcı bulunur.

Anadolu Hisarı Namazgâhı'nın mihrabı ve minberi.


Rumî Mehmet Paşa Camii:


Fatih Sultan Mehmed döneminde 1466-1469 yılları arasında sadrazamlık yapmış devşirme olarak Enderun'da yetişmiş, Rum asıllı bir Osmanlı devlet adamı ve komutanı olan Rum Mehmed Paşa, Boğaz'a hakim yüksek bir tepe üzerine 1471 yılında cami, türbe, medrese, hamam ve imaretten oluşan günümüze sadece cami ve türbesi ulaşabilen bir külliye inşa ettirmişti. Ayrıca Rum Mehmed Paşa, kısa süren yaşamına rağmen, İzmir Tire'de ve eski adıyla Bodamya/Potamia olan Ödemiş'e bağlı Bademiye mahallesinde de cami, hamam ve medrese gibi vakıf eserleri yaptırmıştı.


Cristoforo Buondelmonti'ye atfedilen ancak o 1430'da vefat ettikten sonra,
1485-90 tarihleri arasında çizilmiş haritada,
Üsküdar kıyısında görünen
Rumî Mehmet Paşa Camii.


Ancak bu Rumî Mehmet Paşa Camii'nin görülmekte olduğu 1485-90 tarihli harita Cristoforo Buondelmonti'ye atfedilmekte olsa da, Buondelmonti 1430'da vefat ettiğine göre bu ona ait bir harita değildir.
Yunanca öğrenmek için gittiği Rodos Adası'nda sekiz yıl geçirdikten sonra, altı yıl boyunca Ege Adaları'nı dolaşan, gezileri sırasında Konstantinopolis'e de uğrayan İtalyan gezgin ve keşiş Cristoforo Buondelmonti ada olmamasına rağmen İstanbul'u da seyahatnamesine dahil etmiş, gezilerini anlattığı "Liber Insularum Archipelagi" (Adalar ve Takımadalar Kitabı) başlıklı Latince seyahatnamesine gördüğü yerlerin kendi eliyle çizilmiş haritalarını da eklemişti.

En eski Konstantinopolis haritası olarak kabul edilen,
1422 tarihli orijinal
Cristoforo Buondelmonti haritası.
 

Cristoforo Buondelmonti'nin kitabında yer alan 1422 tarihli Konstantinopolis haritası, günümüze ulaşan en eski Konstantinopolis haritası olarak kabul edilmekte ve 1453'teki Konstantinopolis'in düşüşünden sadece birkaç on yıl önce Bizans başkentinin paha biçilmez bir görsel kaydını sunmaktadır ki 1422 tarihli Cristoforo Buondelmonti haritasında zaten o sırada inşa bile edilmemiş olan Rumî Mehmet Paşa Camii görülmez. 1485 ile 1490 yılları arasına tarihlenen harita ise, Cristoforo Buondelmonti'nin 1422 tarihli orijinal eserinin, ölümünden çok sonra anonim kopyacılar veya hümanist bilginler tarafından yapılmış daha sonraki bir el yazması kopyası veya yeniden çizimidir.

Şerefabâd Kasrı bakiyesi kalıntıların ardında Rumî Mehmet Paşa Camii.

Jacques Pervititch'in Mart 1931'de çizdiği 61 Pafta numaralı
"Üsküdar Şemsi Paşa" başlıklı Sigorta Haritası kesitinde
Rumî Mehmet Paşa Camii ve çevresi



Rumî Mehmet Paşa Külliyesi, Bizans ve Osmanlı mimari tarzlarının sentezlendiği, erken dönem Osmanlı mimarisinin İstanbul'daki en özgün ve geçiş dönemi örneklerinden birisidir. Caminin dış duvarlarında, İstanbul'un fethinden hemen sonra yapıldığı için yoğun Bizans mimarisi etkilerini yansıtan tuğla ve taşın birlikte kullanıldığı örgü sistemi dikkat çeker. Cami, erken dönem Osmanlı mimarisinde sıkça görülen "Zaviyeli" (Ters T) plan tipine sahiptir, ve merkezde yüksek bir kasnağa oturan ve geniş ve görkemli kemerlerle taşınan tek bir ana kubbe, kıble yönünde ana kubbenin yanında bir yarım kubbe ve ana kubbenin sağında ve solunda iç mekanda hissedilmeyen ve "T" planın bacaklarını teşkil eden tonozlarla örtülü  tabhaneler (odalar) yer alır.

Rumî Mehmet Paşa'nın küfeki taşından inşa edilmiş, sekizgen planlı ve klasik Osmanlı türbe mimarisindeki Türbesi Caminin kıble yönünde hemen yanında yer almaktadır. Ankara'da günümüzde bitişiğindeki Mahmut Paşa Bedesteni ile birlikte Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ni barındıran Kurşunlu Han, Üsküdar'daki imarete gelir sağlamak amacıyla vakıf eseri olarak Rumî Mehmet Paşa tarafından 1471 yılı civarında inşa ettirilmişti.



Rumî Mehmet Paşa, Lârende (Karaman) seferindeki başarısızlık iddiaları, halka yönelik sert tutumu ve rakiplerinin saraydaki muhalefeti sonucu Fatih Sultan Mehmet'in emriyle 1469 yılında sadaretten azledilmiş, 1474 civarında ise idam edilmişti.
Lârende seferi ile ilgili olarak, o devrin tarihçilerinden, 1400 Amasya doğumlu Aşıkpaşazade Derviş Ahmet Âşıkî (1400-?) 1484 yılında bitirdiği "Tevarih-i Al-i Osman" adlı eserinde Rumî Mehmet Paşa için şunu yazmış: "Rum Mehmet, yürüdü. Lârende'ye vardı. Mescitlerini ve medreselerini yaktı, yıktı ve bozdu. Babasının evi gibi harap eyledi. Şehrin kadınlarını ve oğlanlarını soydurdu. Çıplak ettirdi. Lârende'den gitti. Vardı, Ereğli'ye çıktı. Ereğli'nin ilini ve köylerini harap eyledi..."
26 Nisan1955 tarihli Akşam Gazetesi'nden

Sahilde Şemsi Ahmed Paşa (Kuşkonmaz) Camii ve ardındaki tepede
Rumî Mehmet Paşa Camii,© Duke Üniversitesi Dijital Koleksiyonları.

Üçü bir arada; deniz kıyısında Şemsi Ahmed Paşa (Kuşkonmaz) Camii ve sol ardındaki tepede
Rumî Mehmet Paşa Camii, sağda daha yüksek bir noktada Ayazma Camii.

Şimdi İskele Meydanı'nın ortasında, III. Ahmed Çeşmesi'nin yanında durup, 360 derecelik açıyla etrafıma göz gezdirdiğimde, bakış açımın menzili içerisinde görebileceğim tarihi yapıların, benim bilebildiğim kadarıyla, (Rumî Mehmet Paşa Camii haricinde) belki de en eskisi Selmani Pak Caddesi ile Hakimiyeti Milliye Caddesi'nin tam köşesinde, Mihrimah ve Vâlide-i Cedîd Camilerinin arasında yer alan Selman Ağa Camiidir.

Selman Ağa Camii:

Vâlide-i Cedid Camii'nin de göründüğü bu fotografta
ok ile işaretli Selman Ağa Camii.

Farklı tarihl fotograflarda Selman Ağa Camii




Sultan II. Bayezid'in kapı ağası ve Dârüssaâde (Kızlar) Ağası, Abdullah oğlu Selman Ağa tarafından yapımına 1506 yılında başlanıp yine aynı yıl içinde bitirilen, duvarları taş ve tuğla ile yapılan, çatısı, minberi ve son cemaat yeri ahşap olan bu erken dönem Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan küçük caminin dış köşesinde meydana bakan, üstünde çiniler görünen, üç yüzlü bir çeşmesi (Horhor Çeşmesi) vardır.
Jacques Pervititch'in Eylül 1931'de çizmiş olduğu 65 Pafta numaralı,
"Üsküdar Yeni Cami Çarşısı" adlı Sigorta Haritasında, 1- Selman Ağa Camii, 2- Horhor Çeşmesi 

Zaman içerisinde çeşitli onarımlar görmüş olan bu caminin belki de en eski ayakta kalmış parçası caminin sağındaki tuğla minaresidir. Bazı tarihçiler ve araştırmacılar II. Bayezid’in saltanatının son dönemindeki şehzade kavgaları ve siyasi çalkantılarla ilişkilendirmekle birlikte net bir gerekçe belgeleyememiş olsalar da, sonuçta hünkârın ve sarayın mahrem sırlarına vakıf olan Selman Ağa bir nedenle gözden düşmüş ve camiyi yaptırdıktan iki yıl sonra 1508'de II. Bayezid tarafından idam ettirilmişti. Türbesi caminin yan tarafındadır. 3.500 metrekarelik meydan çalışması kapsamında caminin etrafındaki bazı yapılar kamulaştırılarak yıkılmıştı.

Selman Ağa Camii ve köşesinde Horhor Çeşmesi


O, tozun toprağın içinde bir tarih yatıyor...

Metro'ydu, Marmaray'dı, yol çalışmasıydı, Meydan Düzenlemesi'ydi derken bir de baktık ki, Selman Ağa Camii'nin olduğu adadaki her şey yıkılmış ve cami de öyle "Tığ-ı teber şah-ı merdan"* ortada kalıvermiş;
tek başına cascavlak... Kıyamamışlar, "çeşmesi kalsın bari" demişler zaar.

Bu da yeni moda oldu; pijama gibi kırmızı-beyaz, iki sıra tuğla, bir sıra taş; sanki iki ters bir düz örünce duvarları, tarihi göründüğünü sanıyorlar. Az ilerde görünen eski Küçük Hamam'ı tamamen yıkıp aslıyla hiç alakası olmayan böyle pijamalı bir Avm yapınca tarihi dekor tamamlandı sanıyorlar!..
Sahi, Restorasyon görmüş bu caminin Selman Ağa Camii olduğundan emin miyiz?
Aslı da böyle kırmızı-beyaz mıydı ki...

*Tığ-ı teber şah-ı merdan, elinde avucunda hiçbir şeyi kalmamış, her şeyini yitirmiş, malsız mülksüz ve tek başına kalan kişileri anlatmak için kullanılan bir deyimdir.



Bu kez yine meydanda, yine aynı noktada, III. Ahmed Çeşmesi'nin yanında durup da güneybatıya doğru bakarsam eğer, göz gezdirdiğim alan menzilinin sınırında, Rumî Mehmet Paşa Camii'nin yer aldığı tepenin eteklerinde, tam denizin kıyısına 1580 yılında Mimar Sinan tarafından yapılmış, mimarın belki de en küçük ve mütevazı külliyesi olan Şemsi Paşa Camii'ni görürüm ki şu an göz gezdirdiğim alan içerisinde, Üsküdar'ın geçmişinden bugüne kalan, benim bilebildiğim ikinci en eski tarihi eser odur.

Şemsi Ahmed Paşa Camii:

Sultantepe'den çekilen fotografta solda Ayazma Camii, deniz kenarında Reji binaları
ve Şemsi Ahmed Paşa Camii.

Harab olmuş Şemsi Ahmed Paşa Camii ve arka planda Üsküdar Limanı.

İyice harabe haline dönen Şemsi Ahmed Paşa Camii'nin kubbesindeki alemi dahi düşmüş; hemen arkasında Rumi Mehmed Paşa Camii ve daha da geri planda Ayazma Camii görülmekte.

Cami 8X8 metre ölçülerinde, kare planlı ve tek kubbelidir.  Rivayete göre titizliğiyle bilinen, İsfendiyar Oğulları'ndan Kızıl Ahmed Bey'in torunu, Çandaroğulları'ndan Mirza Mehmed Paşa ve Sultan II. Bayezid'in oğlu Şehzade Abdullah'ın en büyük kızı Şahnisâ Sultan'ın oğlu olarak Bolu'da dünyaya gelen, Topkapı Sarayı'nda büyüyüp, Enderûn Okulu'nda eğitim alan, sonraları Anadolu, Rumeli ve Şam Eyaleti Beylerbeyliği yapmış Şemsi Ahmed Paşa (?-5 Mart 1580), Mimar Sinan'dan "üzerine kuşların pisletemeyeceği" bir cami yapmasını istemişti.






Usta mimar, bu sıra dışı isteği çözmek için İstanbul Boğazı'nın kuzey (poyraz) ve güney (lodos) rüzgarlarının kesiştiği Üsküdar sahilindeki bu burunu seçmiş, böylelikle dalgaların kıyıya çarpmasıyla oluşan sesler ve sürekli esen sert rüzgarlar nedeniyle kuşlar bu bölgede uzun süre kalamadıkları, dengelerini koruyamadıkları için camiye konamamışlar ve dolayısıyla onu pisleyememişlerdi. Bu nedenle de halk arasında bu cami “Kuşkonmaz Cami” olarak anılmaya başlanmıştı.

Şemsi Ahmed Paşa Camii'nin mimari plan ve perspektif çizimleri
Arben N. Arapi ve Reha Günay'a aittir.

Şemsi Ahmed Paşa Camii, 10 Temmuz 1894 tarihinde saat 12.24'te Marmara Denizi'nde (İzmit Körfezi / Çınarcık havzasında) meydana gelen, tahmini büyüklüğü 7,0 olan büyük İstanbul depreminde oldukça fazla zarar görmüş ve ertesi yıl tamir edilmişti.

Konya, İstanbul, Ankara, Alanya, Akşehir, Ereğli ve Üsküdar gibi şehirler üzerine yazdığı kapsamlı monografilerle tanınan, tarih araştırmacısı, yazar ve kitabe uzmanı İbrahim Hakkı Konyalı, 1970'lerin başında yazmaya başladığı ve 1976-1977 yılları arasında yayımlanan iki ciltlik "Abideleri ve Kitabeleriyle Üsküdar Tarihi" eserinin 1. Cildinde, Şemsi Paşa Camii'ni teferruatlı bir şekilde şöyle anlatır:

"...Caminin deniz tarafına ve sağdan kara tarafına -tütün deposu (Reji) tarafına- açılan iki avlu kapısı vardır. Mabedin karşısı ve sağını medrese odaları ve dershâne sarar. Sol bitişiğinde türbesi görülür. Bu pırlanta manzume 1938 yılına kadar ihmal edilmiş, unutulmuş, minaresi yıkılmış, kubbeleri çatlamış, üstündeki kurşunları soyulmuş, medrese odaları ve dershânesi ahır, ağıl, cami abdesthâne haline getirilmişti. (...) 1340’ta (M 1924) İstanbul’daki cami ve mescidleri sınıflandıran Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün defterinde 'yanmış ve yıkılmış camiler' kısmında 122 numarada harap olarak gösterilmiştir. Yine kütüphânemde bulunan evkâfın bir başka İstanbul cami ve mescidlerini alfabetik bir şekilde gösteren defterde bu cami 508 numarada arsa olarak gösterilmiştir. Kadro harici bırakılarak arsası satışa çıkarılacaktı. Evet! Mimar Sinan’ın deliksiz bir inci gibi bu pek kıymetli ve eşsiz eseri haraç mezat satılacak ve yıktırılacaktı."


Bu durum üzerine 7 Nisan 1938 tarihli Tan gazetesinde "Koca Sinanın Ahır Yapılan Son Eseri" başlığıyla bir yazı kaleme alıp bu korkunç cinayeti bildirmiş, Sinan severlerden ve bütün Türklerden ilgi istemişti;


“Koca Sinanın Ahır Yapılan Son Eseri
Boğaz, Anadolu sahilinde, Kızkulesinin sağındaki eski karakol binasının bulunduğu yerden başlar. İstanbul’a gelen her seyyah, Bosfora açılan gemisinin güvertesinde dikilir, elinde dürbün Boğazın dillere destan efsanevi manzaralarını arar. Kafasını bütün masivadan temizler, onu yalnız Boğazdan kopya edeceği bediî manzaralara açar.
Leandr kulesinden sonra dürbününe Şemsipaşa sahillerindeki Hotantoların kulübelerini andıran toprak ve pis kubbeler çarpar. Burası bir mandıra, kubbemsi şeyler de üstüne toprak çekilmiş saman yığınları olacak der ve hayalinin burkulduğunu görür.
Biz de, vapurumuz Üsküdar iskelesine yanaşırken, tütün depolarının önünde kubbeleri çıplanmış bu harabeyi daha yakından görürüz, bediî zevkimiz incinir:
- Niçin, deriz, bu harabeyi büsbütün ortadan kaldırmazlar?..
Bizim sinirlerimize dokunan, seyyahları hayal kırıklığına uğratan bu harabe nedir? Merak ettiğinizi anlıyorum. Şu halde yarım saatinizi ayırınız. Burasını size göstereyim:
Tütün depolarını geçtikten sonra dar ve pis bir sokak bizi kanatları düşmüş taş bir kapıdan içeriye sokar. Solumuzda taşları parçalanmış, yerlere serilmiş perişan bir mezarlık var. İçeriye girince üstündeki saçakları çökmüş, yüksek birer sanat eseri olan başlıkları sırıtmış bir sıra mermer sütun, onların arkasında da kapıları kırılmış, bazılarna teneke çakılmış 14 oda görüyoruz. Kapının birisini itiyorum: İçeride geviş getiren beş, on inek var. Birisini daha açıyorum: Burası koyun ağılı.. Üçüncüsü abdesthane yapılmış, beşine fakir insanlar sığınmış. Bir odadan sarsak ve ihtiyar bir ses:
-Burasını yıkacak mısınız Bay? diyor.
Birisinden dışarıya yavrularını kıskanan bir köpek fırlıyor. Karşıda tam ortada döşemeleri sökülmüş, duvar ve kubbe sıvaları düşmüş, dershaneye benziyen bir yer var. Kapısının üstündeki beyaz mermerde şu kitabe okunuyor:
"Selâmünaleyküm bima sabertüm fenîmeddar ukba."
Kubbelerin, duvarların üstlerine dağ sarmaşıkları bir kanser gibi sarılmış, yıkıcı ve kemirici köklerini içerilere kadar işletmiş. Sağ tarafta kapıları, pencereleri, parmaklıkları sökülmüş, narin bir kubbenin örttüğü taş bir binanın çatlaklarını, yıkıklarını görüyoruz. Düşman obüslerinin delik, deşik ettiği bir istihkâma benziyor. Mevzun ve ince iki mermer sütunun üstünde, çamur sızıntılarının altında gözümüze ilişen şu kitabeyi heceliyelim:
Koca Sinanın kendi elyile kurduğunu söylediği bu güzel eserin şu harabi haline ne dersiniz?
‘Şemsi Paşa eyledi bu camil bünyad cün
Umarız kim ola merhumun yeri ‘Dar-üs- selâm’
Ülviya! Hatif görünce dedi kim tarihini
Secdegâh olsun Habibin ümmetine bu makam
Sene 988’ (Bu kitabe Şair Ulvî’nindir)
Bu kitabeden burasının Şemsi Paşa isminde bir hayır seven tarafından yapılmış bir cami ve avlusunda sıralanan 13 oda ile bir dershanenin de medrese olduğunu öğreniyoruz. Camie deniz tarafından ön duvarı tamamen çökmüş zarif bir kümbet bitişmekte ve yaslanmaktadır. Burası da türbe olacak. Avlu kapısından dışarıya çıkıyoruz. Önümüzdeki perişan rıhtımı deniz yalıyor. Uçurumlu açılan taşlarının aralarında köpek leşleri, süprüntüler var.
Bahçede, camiin ve türbenin içinde ve önlerinde bir yığın mermer enkazı var. Türbe ile cami arasındaki; hendesenin en güzel şekillerine göre oyulmuş tunç bir parmaklık bize bu işin yüksek bir sanatkâr elinden çıktığını gösteriyor. Gözümüzü camiin aydınlık kubbesine çeviriyoruz. Mimarisindeki incelik, yazılarındaki güzellik, renklerindeki ahenk bizi teshir etmiye başlıyor. Hele pencere üzerlerindeki panoların yazıları şaheser... Camiin sağında temeline kadar yıkılmış bir minare yeri var. Şu manzumeyi dışardan bir daha süzüyoruz. Kapılarda ve pencerelerdeki ahenk, kubbenin oturtuluşundaki insicam, hele türbe kubbesindeki müstesna duruş bize bir deha eseri önünde bulunduğumuz kanaatini veriyor.


Panolarda, kubbelerde ve duvarlarındaki yazılarında şimdiye kadar başka bir yerde rastlamadığımız bir hususiyet göze çarpıyor: Yazılar kabartmadır. Bazı dökülen yerlerini kaldırıyoruz. Altından yazı şekillerine göre çakılmış çiviler çıkıyor. Sanatkâr yazıları kabartma yapmak için evvelâ çivileri hazırlamış, sonra da üstlerine alçı koymuştur. Türbenin kapısı ve ön duvarı çökmüş, sıvaları tamamen dökülmüş karşı duvarında yalnız iyi bir sülüsün birkaç kelimesi kalmış, Türbede sandukayı andıran hiçbir şey yok. Bir kitabe de bulamıyoruz. Halbuki türbeyi eskiden görenler; içinde mermerden iki sanduka bulunduğunu söylüyorlar.
Harabiyeti ve metrukiyeti içinde pırlanta parlaklığını ve şetaretini saklıyan bu manzumenin mimarı kimdir?


Sizi daha fazla bekletmiyeyim: Bu külliye büyük ve dâhî Türk sanatkârı mimar Sinanın yapısıdır. Şemsi Paşa da Türkün yüksek ve içli bir şairidir. Üstat Sinan ince ruhlu, ince zevkli şaire eserini beğendirmek için sanatının bütün inceliklerini burada göstermiş. Bu manzumede Süleymaniye gibi gövde ihtişamı yok, fakat sanat insicamı var. Hiçbir eserde zarfla mazrufun bu kadar biribirine uyduğu görülmemiştir. Bu külliye Sinanın son eserlerindendir, sanatının, dehasının en son tekâmül izlerini burada buluyoruz.
Sinan için ihtifaller yapıyoruz, Onun sanat ve dehasını tebarüz ettirmek için kitaplar hazırlıyoruz. Fakat gözümüzün önünde en muhteşem bir eseri harıl harıl çöküyor da görmüyoruz. Müzemizi, belediyemizi, evkaf idaresini ve bunların başında yüksek koruyucu, tarih kurumumuzu vazifeye çağırıyorum. Birkaç sene sonra ayakta duran enkazı da toprağa uzanacak. İmkân varken büyük şairimizin mezarını, dahi mimarımızın incisini kurtaralım.


Evliya Çelebi der ki:
‘Şemsipaşa camii lebi deryada küçük bir camidir. Amma o kadar şirin bina olunmuştur ki, geriden gören bir kasrı müzeyyen zanne- der. Mimar Sinan binasıdır. Şemsi- paşa medresesi ve darülkurası da Mimar Sinanındır.’(1)
Kapısının üstündeki Şair Ulvi’nin tarih kitabesinden camiin H. 988 - M. 1580 yılında ikmal edildiği anlaşılıyor. Halbuki üstat Sinan H. 996 M. 1588 de ölmüştür. Zâhire göre, bu külliye Mimar Sinan’ın ölümünden sekiz sene evvel yapılmış demektir. Üstat Sinan, Sâî adlı bir şaire dikte ettirdiği Tez- kiret-ül-Bünyan adlı eserinde bu cami, türbe ve medreseyi kendisi yaptığını söylüyor. (2)
(1) Evliya Çelebi seyahatnamesi cilt 1, sayfa 274
(2) Tezkiret-ül-Bünyan. Sayfa 30, 35 ve 38”

O sırada Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Dolmabahçe Sarayı’ndaymış ve İbrahim Hakkı Konyalı'nın bu yazısını okumuş ve hemen ilgili daireye emir verdirerek caminin minaresini yeniden yaptırtmış, medreseyi, dershâneyi ve türbeyi esaslı bir surette tamir ettirtmişti. Tamiri için 1940 yılında Vakıflar Umum Müdürlüğü tarafından karar alınmış ve yenileme görevi Yüksek Mimar Süreyya Yücel’e verilmiş, onarımlar 1943 yılında tamamlanmıştı.

1943 yılındaki restorasyon sırasında ve sonrasında Şemsi Ahmed Paşa Camii.


Caminin kuzey cephesinde, camiden bir çıkıntı yaparak yüzünü denize dönmüş ancak caminin parçasıymış gibi görünen türbe iç mekândan arabesk bir parmaklıkla ayrılır. Caminin güney ucuyla medresenin birleştiği aralıktan asıl avluya geçilmektedir. Avlu serbest biçimli ve asimetriktir ve bir dizi pencere ile denize doğru açılmaktadır. Mimar Sinan'ın bu şeffaf duvar ile denize yönelim isteğini, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'ne 1962-68 yılları arasında Dekanlık yapmış, 1971'de kurulan Boğaziçi Üniversite'sinin kurucu rektörü olmuş, Mimar Sinan'ın mimarisi konusunda yaptığı araştırmalar ile tanınmış olan mimar ve mimarlık tarihçisi Aptullah Kuran (1927-2002),
“Avlu ile deniz arasındaki görsel ilişki doğrudan değil fakat duvara açılan pencereler yoluyla sağlanır. Böylece avluyu kuşatan deniz duvarı her karesinden Boğaz manzaralarının seyredildiği bir resim galerisine dönüşür.”
şeklinde nitelendirmişti.


İbrahim Hakkı Konyalı'nın "Mimar Sinan’ın Eserleri" adıyla yazdığı, bütün eserlerinin çeşitli resimlerini de kapsayan iki ciltlik kitabı Ulus Matbaası’ndaki Falih Rıfkı’nın odasından çalınmış ve bulunamamıştı. O yazma kitabında bu camiyi inceleyen İbrahim Hakkı Konyalı onlardan yararlanarak (muhtemelen notlarından) "Abideleri ve Kitabeleriyle Üsküdar Tarihi" eserinin 1. Cildinde Şemsi Paşa Camii'ni anlatmaya şu şekilde devam etmişti:
"...Caminin yapısının önündeyiz. Şimdi yerlerinde yeller esen sütun izlerinden ve kaidelerinden öğreniyoruz ki, burada vaktiyle beş sütun üstünde yükselen saçak altında bir son cemaat yeri var idi. Mabedden buraya ikisi altta, beş pencere açılıyor. Mabed tamamen muntazam kesme taşla yapılmıştır. Kapısının kemeri zambak şeklinde işlenmiş kırmızı Hereke taşı ve beyaz mermerle örülmüştür. Bunun üstünde yine bir taşın çerçevelediği mermerde iki satır halinde Şair Ulvî’nin kitabesi yer alır. (...)
Mabed tek kubbelidir. Köşelerindeki yarım beyzî kubbeler ana kubbeyi beslerler, ahenkleştirirler. Yarım kubbelerin eteklerinden üç büyük istalaktit salkımı sarkmıştır. Mihrap mermerden ve istalaktitlidir. Mihrap tarafında ikisi altında olmak üzere altı, sağında yedi pencere ve türbe tarafında iki pencere vardır. Sol tarafı yekpare zarif bir tunç şebeke ile türbeye açılır. Bu şebeke devrinin ince bir sanat eseri idi. Birçok yerlerinden koparılmış ve mahvedilmiştir. Şimdi yerine bir uydurma şebeke konmuştur.
Kubbenin kandil askısı yerinde Sinan devrinin yazısı ve boyaları ile (...) ('Allah göklerin ve yerin nurudur' şeklinde başlayan Nûr Sûresi'nin 35. ayeti) âyeti yazılı idi. Kubbe eteğinde ... (Haşr Suresi'nin son ayetleri olan ve "Hüvallahüllezi" kelimesiyle başlayan ayetler/veya kaynaklara göre Ayetel-Kürsi / Bakara Suresi 255. ayet) ...dolaşıyordu."

18. ve 19. yüzyıllarda yaşamış İstanbul doğumlu Osmanlı Ermenisi Katolik bir keşiş, tarihçi, yazar ve coğrafyacı olan (Pater) Ğugios İnciciyan*, Hrand Der Andreasyan tarafından Türkçe'ye çevrilen, "18. Asırda İstanbul" (orijinal adıyla Aşharhakrutyun / Dünya Coğrafyası) adlı kitabının İstanbul'u içeren bölümünde, cami kubbesinin tepesine alem olarak hilal yerine, banisinin adına izafeten güneş (şems) şekli konulduğunu söylerse de, günümüzde caminin kubbesinde şems şeklinde bir alem bulunmamaktadır.
*(Pater) Ğugios İnciciyan (1758-1833): Henüz çocuk yaştayken (1770) babası tarafından İtalya'daki Mıkhitharist Tarikatına (Venedik'te bulunan Ermeni Katolik tarikatı) eğitim görmesi için gönderilmiş, eğitimini burada tamamlayarak keşiş ve vaiz olmuştu. Yaşamı boyunca Venedik ve İstanbul arasında mekik dokumuş, İstanbul'a yaptığı seyahatlerde hem vaizlik görevini yürütmüş hem de şehir hakkında muazzam coğrafi ve tarihi veriler toplamıştı. 1828 yılında İstanbul'daki Katolik Ermenilerin Ankara'ya sürülmesi (tehcir) sürecinde can güvenliğinden endişe ederek Venedik'e dönmüş ve ömrünün geri kalanını orada tamamlayarak 2 Temmuz 1833'te vefat etmişti.
"Mabedi süsleyen kalemkâr tezyinatta beyaz, mor, siyah, kırmızı, sarı, koyu mor lacivert renkler kullanılmıştır. Mabedin kapısının üstünde bir müezzin mahfeli vardı. Bu mahfel çok kıymetli iki sütun üzerinde yükseliyordu. Bu sütunlar, mabed arsa sayılarak terk edildikten sonra başka taşınabilir parçalarla birlikte aşırılmıştır. Birisini 1934 yılında sökerek Şirket-i Hayriye idaresi Üsküdar Meydanı’na dikmiş ve üstüne de reklam saati oturtmuştur. Ben bunu buldum ve caminin avlusuna naklettirdim. Bunun bir eşi de itfaiye binasında görülmüştü. Onu da aldırtarak getirttim. Bunlar camideki yerlerine diktirilecekti. 1974’te camide, avlusunda bu pek kıymetli taşları bulamadım. Bu az bulunur taşlar yok olmuştur. Cami ilgilileri bunların ne olduğunu bilmiyorlar. Elbette ki çalınmış olacak. Caminin içi tamamen devrinin harcıyla sıvanmıştı. Pencere üstlerindeki panolarda, kubbede ve duvarlardaki yazılarda şimdiye kadar başka bir yerde rastlamadığım bir hususiyet görmüştüm. Yazılar kabartma idi. Bazı dökülen yerlerini kaldırmıştım. Altından yazı şekillerine göre çakılmış küçük başlı çiviler çıkıyordu. Sanatkâr yazılara uzun ömür ve mermer dayanıklılığı sağlamak için bu usule müracaat etmişti. Vakıflar İdaresi’nde ehil eski eserlerin nabzını tutacak mimarlar, sanatkârlar o vakit bulunmadığı için caminin sıvaları tamamen soyulmuş, bütün yazılar yok edilmiş, çırılçıplak görünüşü ile insanı sıkan taşlar bırakılmıştır. Ayazma Camii’nde ve başka camilerde bu kötü tahripkârlığın yapılacağını esefle görüyoruz. Ben 38 yıl önce camiyi incelerken kubbenin ve duvarların sıvaları yer yer dökülmüş, içi bir abdesthâne yapılmıştı. Birisi mihrapta büyük abdestini bozmuş, âyet-i kerîme üzerine necis parçalarını sürmüştü. Durum korkunç ve pek iğrençti. Mabedin sağ köşesindeki minaresi küpüne kadar yıkılmıştı. Minare şerefe altı istalaktitli olarak büyük bir muvaffakiyetle yeniden yapılmıştır. Mabedin kıble tarafı mezarlıktır. Mabedin ve medresenin sağ tarafına Paşa, Mimar Sinan’a bir de saray yaptırmıştı."

Bu fotografta görünen Şemsi Ahmed Paşa Külliyesi’nin güneyinde bir sebze bostanı ve batısında da harabe halinde bir ocak ve bir bacası görülmektedir ki bu durum 1931 yılına ait Pervititch haritasında da görülebilmektedir.



Jacques Pervititch'in Mart 1931'de çizmiş olduğu 61 Pafta numaralı,
"Üsküdar Şemsi Paşa" adlı Sigorta Haritasında, Şemsi Ahmed Paşa Camii, sebze bostanı, ocak ve baca.

1967 yılı
Caminin minaresi yıkık ya da onarılıyor,
sebze bostanının yanındaki ocak ve baca burada da görülüyor.

1972 yılı

Yeni rıhtım yapılmadan önce

Nerdeeen, Nereye...


388 yıl sonra bugün elimizde daha neler kalabildi?!..
Bakmaya devam...

Devamı, Fasıl -III-'de



"Kâtib-i kütüb", Levent Civelekoğlu

֎֎֎֎֎

Kaynaklar:
-AKKAYA Mustafa, Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü, Yrd. Doç. Dr. "Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde Üsküdar", Kesit Akademi Dergisi, Yıl: 3, Sayı: 11, Aralık 2017, Sf. 321-338

- ATAY Falih Rıfkı, "Zeytindağı", Cumhuriyet Gazetesi'nin okurlarına Armağanı, Yenigün Haber Ajansı, Basın ve Yayıncılık A.Ş. Aralık 1998, Sf. 19-20

- BATUR Afife, “Le Corbusier”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi (Tarih Vakfı İstanbul Ansiklopedisi), C. 2, İstanbul 1994, Sf. 441

- BERKSAN Emine, "II. Mustafa ve III. Ahmed'in Valideleri Emetullah Gülnuş Sultan ve Vakıfları", İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat Bölümü, Yüksek Lisans Tezi, 1998

- BİLGİLİ Bekir, "Üsküdar Sokak İsimleri Tarihçesi", Üsküdar Belediye Başkanlığı, Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü Kültür Yayınları: 24, İstanbul, Kasım 2013

- BİLSEL Fatma Cânâ, “İstanbul Avrupa Ciheti Nazım Planı 1937”, 2010, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

- BİLSEL Fatma Cânâ, "İmparatorluk Başkentinden Cumhuriyet’in Modern Kentine: Henri Prost’un İstanbul Planlaması (1936-1951)", Nisan 2010, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

- BOSTAN Hanefi, Doç. Dr., Marmara Üniversitesi "Fatih ve Kanunî Dönemlerinde Üsküdar Nahiyesi" Üsküdar Sempozyumu XI, Bildiriler Cilt I, Üsküdar Belediyesi, 15-16-17 Ekim 2021, Sf. 297-363

- BULUT Ümit, "Cumhuriyet Dönemi Depremlerin Basına Yansıması (1923-1983), Yüksek Lisans Tezi, T.C. Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Türk Tarihi Anabilim Dalı, Cumhuriyet Tarihi Bilim Dalı, Sf.6, İstanbul 2017

- CHONIATES Nicetas, "Annals (Kronik/Yıllıklar)", Aikaterini Laskaridi Vakfı, https://topostext.org/work/781

- ÇANKAYA Ali, "Son Asır Türk Tarihinin Önemli Olayları ile Birlikte Yeni Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler (Mülkiye Şeref Kitabı)", Mars Matbaası, Ankara 1968, IV, Sf. 1660

- ÇEÇEN Kazım Prof.Dr., "İstanbul'un Vakıf Sularından Üsküdar Suları", T.C. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İSKİ İstanbul Su ve Kanalizasyom İdaresi Genel Müdürlüğü, İstanbul, 1991

- ÇEÇEN Kazım Prof.Dr., “Üsküdar Suları, İstanbul’un Anadolu yakasına içme suyu sağlayan tesisler”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 42. Cilt, Sf. 374-376, İstanbul 2012

- DÂNİŞMEND İsmail Hami, "İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi" Cilt 1, Türkiye Yayınevi, 1947

- DEMİREN Şemsa, "Le Corbusier ile Mülâkat", Arkitekt, Sayı: 215-216, 1949, Sf. 230

- DERNSCHWAM Hans, Çeviri: Prof. Dr. Yaşar Önen, "İstanbul ve Anadolu'ya Seyahat Günlüğü", Kültür Bakanlığı Yayınları/885, Dünya Edebiyatı Dizisi/5, Sf. 207, Mersin İmar İnş. Tic. Ltd. Şti. Basımevi, Mersin 1992

- DOĞAN, Abide, "Yahya Kemal'in İstanbul'u", Makale, Türkiyat Araştırmaları, Sf. 166-182

- DUMAN Ruhi, "Üsküdar’ın Kaybolmuş Kültür Eserleri 21", İstanbul, 2 Kasım 2015

- EKİM Zeynep Emel (Sanat Tarihçisi, İşletme Yönetimi Yüksek Lisansı),"1933'te Mihrimah Sultan Çorba Mutfağı ve Kervansarayının Yıkımına İlişkin Belgesel Kanıtlar", TAÇ Türkiye Anıt, Çevre, Turizm Değerlerini Koruma Vakfı, TAÇ Mimarlık, Arkeoloji, Kültür, Sanat Dergisi, Sayı 5, Ocak-Mart 2015, Sf. 58-71

- ELDEM Sedat Hakkı, "Köşkler ve Kasırlar" II. Cilt, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yayınları, İstanbul 1974, Sf. 379

- ELDEM Sedad Hakkı, "Boğaziçi Anıları", Aletaş Alarko Eğitim Tesisleri A.Ş. Kültür Hizmeti, Çeltüt Matbaacılık Kollektif Şirketi, İstanbul, 1979, Sf.350

- ERCAN, Aktan Müge, "İstanbul yazılı kültür ortamı destancılığının zirvesinde bir Üsküdarlı: Vâsıf Hiç", Üsküdar Belediyesi, Uluslararası Üsküdar Sempozyumu I, Bildiriler, 23-25 Mayıs 2003, sf.370-383

- ERDOĞAN Abdülkadir, Türk ve İslâm Eserleri Müzesi Müdürü, “Üsküdar Su Yolu Haritası”, makale, Türk Tarih, Arkeologya ve Etnografya Dergisi, 1940, Sf. 139-143

- ERGİN Osman Nuri, 1934, İstanbul Şehri Rehberi, İstanbul, 1934, Sf.191

- ETE Ayşin, "Üsküdar Meydanı Düzenlemelerinin Erken Cumhuriyet Dönemi Hikayesi", Üsküdar Kültür, Sanat ve Medeniyet Dergisi, Sayı: 2, Yıl: 2020, Sf. 147–152

- GAUTIER Théophile, "Constantinople of To-Day", Fransızca'dan Yüksek Lisanslı Avukat Robert Howe Gould tarafından tercüme edilmiş, fotograflardan elde edilen gravürlerle resimlendirilmiştir, Londra: David Bogue, 86, Fleet Street, MDCCCLIV (1854).

- GEDİK Nusret, Dr. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi, "Tarih Düşürme Geleneğinin İzinde Üsküdar’ın Kaybolmuş Yapıları", Üsküdar Belediyesi, Uluslararası Üsküdar Sempozyumu X, Bildiriler Cilt II, 19-20-21 Ekim 2018, Sf.245-308

- GEDİK Nusret, Dr. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi, "Osmanlı Döneminde Hazırlanan Lügatlarda Üsküdar", Üsküdar Belediyesi, Uluslararası Üsküdar Sempozyumu XI, Bildiriler III, 15-16-17 Ekim 2021, Sf.550-570

- GENÇ Serdar, Yrd. Doç. Dr., Balıkesir Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. "Şehrin Misafirleri: XVIII. Yüzyılın İlk Yarısında Üsküdar’a Gelen Yabancılar", Üsküdar Belediyesi, Uluslararası Üsküdar Sempozyumu IX, Bildiriler Cilt I, 15-13 Kasım 2016, Sf.71-91

-GENÇ Serdar, Dr. Balıkesir Üniversitesi, "XVIII. Yüzyılda Üsküdar Hanları", Üsküdar Belediyesi, Uluslararası Üsküdar Sempozyumu X, 19-20-21 Ekim 2018, Bildiriler, Cilt II, Sf. 133-153


- GENİM Sinan, "Sultan V. Mehmed Reşad’ın Üsküdar Ziyareti" Üsküdar Kültür, Sanat ve Medeniyet Dergisi, 2020-1, Sayı 9, Üsküdar Belediyesi, Sf. 63-67

- HAKSAL Ali Haydar, "Üsküdar: Bir şehrin güzel ve ışıklı ruhu", Üsküdar Belediyesi, Üsküdar Sempozyumu I, Bildiriler, Cilt 2, İstanbul, Ocak 2004, Sf.494-500

- HASKAN Mehmet Nermi, "Yüzyıllar Boyunca Üsküdar" 3 Cilt, Üsküdar Belediyesi, Temmuz 2001

- HASOL, Doğan, "Üsküdar Anıları", "Anılar Kuşlar Gibidir" adlı kitabından derlenmiş söyleşi, Mimar●ist Üç Aylık Mimarlık Kültürü Dergisi, Yıl 10, Sayı 38, Sf.44-48, Kış 2010

- İNCİCİYAN Ğugios, "XVIII. Asırda İstanbul", çev. Hrand D. Andreasyan, İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul Enstitüsü, İstanbul 1976, Sf.134

- İRTEM Süleyman Kâni, "Osmanlı Sarayı ve Haremin İç Yüzü", İstanbul 1999

- KAFALI Salih Yük. Mimar / MUTLU Mehmet Doç. Dr., "Mimar Ali Talat Bey ve Eserleri", II. Uluslararsı Kıbrıs Bilimsel Araştırmalar ve İnovasyon Kongresi, Kongre Kitapçığı, 27-28 Eylül 2025, Sf. 404-424

- KARAARSLAN Mehmet, "İmparatorluğun Hikayesi / Menkıbeler Kıssalar ve Anekdotlarla Osmanlı Padişahları", Yitik Hazine Yayınları, 06.11.2013

- KAHRAMAN Kemal, “Üsküdar'ın Kayıp Sarayları”, Milli Saraylar Sanat Tarih Mimarlık Dergisi, 2019, Sayı 17, Sf. 103- 121

- KESKİN Mustafa Çağhan, "Ruh bir Kuş, Beden bir Kafes: Osmanlı Mimarlığı'nda Ölüm Metaforu", Sanat Tarihi Dergisi, 33/1, Nisan 2024, Sf. 361-393

- KESKİN Mustafa Çağhan, "Köprülü Mehmed Paşa Türbesi’ne İlişkin Bir On Yedinci Yüzyıl Söylencesi", Toplumsal Tarih Aylık Tarih Dergisi, Sayı 316, Nisan 2020, Sf.13-15

- KILIÇKAYA Derya, Öğr. Gör. Dr., Kocaeli Üniversitesi Türk Dili Bölümü, “Yıkım estetiği bağlamında Gautier, Tanpınar ve Orhan Pamuk’ta yangın seyretme zevki”, Littera turca Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. http://dergipark.ulakbim.gov.tr/littera

- KILINÇ Melek / GÜLEN Mustafa, "Orhan Şahinler'in Türkiye Modern Mimarlığına Bıraktığı İki Miras: İstanbul Ticaret Odası Binası ve Üsküdar Vapur İskelesi", mimar●ist Dört Aylık Mimarlık Kültürü Dergisi, Yıl: 18, Sayı: 62, Yaz 2018, Sf. 74-77

- KONYALI İbrahim Hakkı, "Abideleri ve Kitabeleriyle Üsküdar Tarihi", Cilt I, II, Üsküdar Belediyesi, Mayıs 2021

- KUZUCU Kemalettin, Prof. Dr., Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, "Lale Devri'nden Cumhuriyet'e Üsküdar'da İtfaiye Hizmetleri", Uluslararsı Üsküdar Sempozyumu VIII, Bildiriler I, Üsküdar Belediyesi, 21-23 Kasım 2014, Sf. 255-287

- MERAL Safa, KİSHALI Emre, "Mimarlık Tarihi ve Mimari Koruma Ara Kesitinde Bir Inceleme", Araştırma Makalesi, Art-Sanat 13(2020), İstanbul Üniversitesi Yayınevi, Sf.313–334

-MUHACIR Esra, "Üsküdar'da Osmanlı medrese geleneğinin gelişimi ve Mihrimah Sultan Müderrisleri: Ulema Biyografi eserleri ve Ruznamçe kayıtları üzerine bir değerlendirme (1547-1732)", Cihannüma Tarih ve Coğrafya Araştırmaları Dergisi, Sayı VIII, 2-Aralık 2022, Sf. 71-114

- MÜDERRİSOĞLU Ayşen, Dr., Yeditepe Üniversitesi, “İngiliz Seyyah Julia Pardoe'nun Gözünden Üsküdar”, Üsküdar Belediyesi, Uluslararası Üsküdar Sempozyumu X, Bildiriler II, 19-20-21 Ekim 2018, Sf.371-392

- NECİPOĞLU Gülru, "Sinan Çağı: Osmanlı İmparatorluğu'nda Mimari Kültür", İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, Eylül 2013, Sf. 659

- NOYAN Mustafa, “Târih Boyunca İstanbul Faytonları”, Z Dergisi, Sayı III, Zeytinburnu Belediyesi Yayını

- ORMAN Tülay Sezgin, "Yeni Valide Külliyesi", TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt 43, Sf: 433-435

- ÖZ Esra, "İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi'nde bulunan FY 1404 numaralı Şehinşahname'nin Minyatürleri", Yüksek Lisans Tezi, T.C. Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı, Türk İslam Sanatları Bilim Dalı, Konya 2019, Sf. 83-84

- ÖZCAN Tahsin, Prof. Dr., “Hayatını Vakfeden Bir Saraylı Gülfem Hatun” makale, Vakıflar Dergisi, Vakıf Medeniyeti Yılı Özel Sayısı Sf. 94-98, 2007

- ÖZDEMİR Alperen, YİĞİT İlker, “Tarihi Ekonomik Coğrafya: XIX. Yüzyıl Üsküdar Kazası Kırsalında Mesleki İhtisaslaşma Örüntüleri” Erdem İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi

- ÖZEMRE Ahmet Yüksel, "Hasretini çektiğim Üsküdar", 2007

- ÖZGÜL İrfan, Harbiye Müzesi, ÇETİN Murat, Kadir Has Üniversitesi, "Üsküdar’ın Bir Osmanlı Kenti Olarak Şekillenmesinde Rum Mehmed Paşa Camiisi’nin Etkisi", Üsküdar Belediyesi, Uluslararası Üsküdar Sempozyumu IX, Bildiriler Cilt III, 11-12-13 Kasım 2016, Sf.367-390

- ÖZGÜLEŞ Muzaffer, "Gülnuş Emetullah Sultan’ın İmar Faaliyetleri", İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Anabilim Dalı, Doktora Tezi, Eylül 2013

- ÖZKAYA Ahmet Sefa, Öğr.Gör. Milli Savunma Üniversitesi, "Üsküdar'da Bir Kadın Eseri Gülfem Hatun Camii: Tarihçe, Kritikler ve Mevcut Durum", Üsküdar Belediyesi, Uluslararası Üsküdar Sempozyumu XI, Bildiriler III, 15-16-17 Ekim 2021, Sf. 161-193

- PAMUKCİYAN Kevork, "İstanbul Bir Dünya Kentidir" isimli arşiv derlemesi, İnşaat Mühendisleri Odası (İMO), web sitesi, https://www.imo.org.tr/Eklenti/1282,12138pdf.pdf?0&_tag1=D62EDE0D13FC8E8EB5C663026BDA03D0FF64AEFF

- PAMUKCİYAN Kevork, “Depremler, Osmanlı Dönemi”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, Cilt: III, İstanbul 1994

- PARDOE Julia, "Les Beautés du Bosphore", George Virtue, Londra, George Virtue, 1838, Sf. 55

- PEDLEY Mary, University of Michigan, "Enlightenment Cartography at the Sublime Porte: François Kauffer and the Survey of Constantinople" (Babıali'de Aydınlanma Haritacılığı: François Kauffer ve Konstantinopolis Araştırması), İSAM İslam Araştırmaları Merkezi, The Journal of Ottoman Studies (Osmanlı Araştırmaları Dergisi), Thomas D. Goodrich Armağanı özel sayısı, I. Bölüm, Sayı: 39, 2012

- SALNAME, Chirket-i Hairié-Annuaire de la Société, contenant, un historique de l'entreprise et une monographie du Bosphore, élaboré par la Direction (Şirket-i Hayriye – Yönetim tarafından hazırlanan; işletmenin tarihçesini ve Boğaziçi üzerine bir incelemeyi içeren şirket yıllığı), 1914, Constantinople, Stage. Typo-Lithographique Ahmed İhsan & Cie, Stamboul
.
- SARIDİKMEN Gül, Dr. Öğr. Üyesi, Onsekiz Mart Üniversitesi, “Fausto Zonaro'nun Derviş Resimleri ve Üsküdar”, Üsküdar Belediyesi, Uluslararası Üsküdar Sempozyumu XI, Bildiriler Cilt I, 15-16-17 EKİM 2021

- ŞAHİNLER Orhan, "Denizcilik Bankası Üsküdar Vapur İskelesi", Arkitekt, S. 1965-03 (320), Sf. 101-104

- ŞEHSUVAROĞLU Halûk Yusuf, "Tarihten Sayfalar", Akşam Gazetesi

- SIÇRAYIK, Anılcan, "İstanbul'da Eski Eser Tahribi (1908-1938)" T.C. Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2019
.
- ŞİMŞEK Muradiye, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, SAATÇİ Suphi, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, "Mimar Sinan’ın İstanbul’da İnşa Ettiği Medreselerin Sağlık İşleviyle Yeniden Kullanımlarının Tarihi Mekân Karakterine Etkilerinin Değerlendirilmesi", Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, bāb Mimarlık ve Tasarım Dergisi, Cilt 6, Sayı 2, Sf. 209-228, Temmuz 2025

- TANPINAR Ahmet Hamdi, "Huzur", Dergâh Yayınları, Sf. 179, Eylül 2023, İstanbul

- TOKAY Z. Hale, DAĞTAŞ Serap, "Üsküdar Meydanını Tanımlayan Öğeler, Bu Öğelerin Tarihsel Süreçteki Değişimi ve Meydana Etkileri", mimar●ist Üç Aylık Mimarlık Kültürü Dergisi, Yıl 10, Sayı 38, Sf.49-57, Kış 2010

- ULUÇAY M. Çağatay, "Haremden Mektuplar", Vakit Matbaası, 1956 İstanbul, Sf. 55-60

- YALÇIN ÇELİK, S. Dilek, "Eski Şiirin Rüzgarıyla'da Lale Devri ve Dönemin Ruhu", Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türkoloji Dergisi 18, 1 (2011) Sf. 135-159

- YİVLİ, Oktay, "Yahya Kemal’in Şiirinde Mekân", Türk Dil Kurumu, Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi, Cilt XCVII, Sayı 696, Sf. 680-694  Aralık 2009

- YOLAÇAN Sürgül, "Kamusal Mekân Düzenlemelerinin Kolektif Belleğe Etkisi: Üsküdar Meydanı Örneği", Yüksek Lisans Tezi, Mimar Sinan Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Şehir ve Bölge Planlama Anabilim Dalı, Ocak 2021

- YÜNGÜL Naci, "Üsküdar Üçüncü Sultan Ahmet Çeşmesi", T.C. İstanbul Belediyesi Sular İdaresi Müdürlüğü Yayınları, İstanbul Halk Basımevi, 1955

- WHELER George, (in company of Dr. Spon of Lyons), "A Journey into Greece", Book II, London 1682, Sf. 182-183.