15 Aralık 2013 Pazar

286 YIL ÖNCE BUGÜN, OSMANLI DEVLETİ’NDE İLK KİTAP BASILMIŞTI.

TARİHTEN BUGÜNE DÜŞEN NOTLAR:
16 ARALIK 1727;



286 YIL ÖNCE BUGÜN,

OSMANLI DEVLETİ’NDE İLK KİTAP OLAN 
VANKULU LÜGATi,
İBRAHİM MÜTEFERRİKA MATBAASINDA BASILMIŞTI.





Van’da doğmuş olduğu için “Vânî” adıyla tanınan din alimi ve yazar Vânî Mehmed EfendiOsmanlı Devleti’nde Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde yaşamış, müderrislik yapmış, Rodos ve Manisa müftülüğü ve Kütahya ile Medine kadılıklarında bulunmuş, 1592’nin Nisan ayında Medine’de vefat etmişti.


Din bilimi yanısıra edebiyatla da ilgilenen Vânî Mehmed Efendi, İmam Gazali’nin “Kimya-ı Saadet” adlı eserini Farsça’dan Türkçeye kazandırmış, asıl bilinen eseri ise El Cevheri’nin “El Şihah” adlı eserinin tercümesi olan Vankulu Lügati (Terceme-i Sıhah-ı Cevheri) olmuş, bu eser ilk Türk matbaacısı İbrahim Müteferrika’nın “Dâru’t-Tıbaati’l-Ma’murâ” adıyla bilinen matbaasında metal hurufatlarla ve iki cilt ve bin adet olarak 1728 yılında basılmış ve Osmanlı tarihindeki ilk basılı kitap ünvanına sahip olmuştu.

Esere umulanın üzerinde rağbet gösterilmesi üzerine de Lügat bir kez daha basılmıştı. Kitabın ücretinin yüksek olması yüzünden öğrenciler alamayınca durum saraya aksettirilmiş, Padişah da fiyatın o zamanın parasıyla 35 kuruşa indirilmesi için İstanbul kadısına bir ferman göndermiş ve ilim talebesinin istifadesi amacıyla eserin ciltsiz olarak basılıp 35 kuruştan satılmasını emretmişti.

Birinci cilt 19 sayfalık giriş ile birlikte 775 sayfa, ikinci cilt ise iki sayfa fihrist 756 sayfa sözlük ve 10 sayfa sonuç bölümü olmak üzere toplam 768 sayfadır.

1674’de Macaristan’ın Kolojvar kentinde dünyaya gelen, Türkler tarafından esir olarak İstanbul’a getirilen, müslüman olup müteferrikalık (vezirlerin emirlerini ilgililere duyurma görevi) yapan Macar asıllı matbaacı, yayımcı, yazar ve çevirmen İbrahim Müteferrika, Osmanlı Devleti’nde basımevi kurup Türkçe kitap yayınlayan ilk kişi olarak tanınır.
İbrahim Müteferrika, başka diller de bilmesi nedeniyle yabancı devletlerle yapılan müzakerelerde heyetlere katılmış, geçici olarak Osmanlı’ya davet edilmiş olan Macar Beyi II. Ferenc Rákóczi*nin hizmetine verilmişti.
Erdel Prensi II. Ferenc Rákóczi
Macaristan’daki öğrenimi sırasında basım ve hâk işlerini de öğrendiğinden, İstanbul’da basımevi kurmak isteyen Sait Efendi ile tanıştıktan sonra matbaa kurmak için çalışmalara başlamış, ardından Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın da desteğini almış, dinle ilgili olmayan eserler basmak şartını kabul etmiş ve Şeyhülislâm Abdullah Efendi’den de:
“Kitap basma sanatını iyi bilen bir kimse, bir kitabın harflerini ve kelimeleri birer kalıba çıkarıp, buradan kağıtlara basmakla, bu kitaptan az zamanda kolayca çok sayıda elde ediyor. Böylece çok ucuz kitap yazılmasına sebep oluyor. Faydalı bir iş olduğundan şeriat bu kimsenin bu işi yapmasına izin verir. Kitapta yazılı ilmi bilen birkaç kişi, önce tashih etmelidir. Tashih olduktan sonra basılırsa, güzel bir iş olur.”
cevabını alınca,
1719-1720 yılları arasında matbaasını kurmayı başarmıştı. Bu ilk Türk resmi matbaasında 17 eser ve başlı başına haritalar da basılmıştı. Makineler ve Latin alfabesi kalıpları yurtdışından getirtilmiş, Arap alfabesi kalıplarının ise Müteferrika tarafından yapıldığı rivayet edilmiştir. Bu arada Yalova’da “Kağıthane-i Yalakabad” adıyla bir kağıt fabrikası kurulmuş, 16 Aralık 1727’de Müteferrika Matbaası çalışmaya başlamıştı. Vankulu Lügati’nin ardından Tarih ve Coğrafya ile ilgili kitap ve sözlük olarak 17 eser daha basılmış, cilt sayısı ise 22’yi bulmuştu.

İbrahim Müteferrika’nın 1747’de ölümünden sonra, matbaanın işletme izni Rumeli kadılarından İbrahim Efendi ile Anadolu kadılarından Ahmet Efendi’ye verilmişti. İbrahim Müteferrika’nın cenazesi Aynalıkavak Mezarlığına defnedilmiş ancak 1942 yılında oradan alınarak Galata Mevlevihanesi’ne nakledilmişti. Şair Nevres, İbrahim Müteferrika için 36 satır­lık bir şiir yazmış ve bu şiirin 14 satırı mezar taşına işlenmişti.

Hâce-i divân İbrâhim Efendi kim ânın
Basmamışlardı bir nazîri sahn-ı imkâna kadem

Zâtı mâhiyyât-ı eşyâya medâr-ı inkişâf
Tab-ı pâki resm ü âyîn-i tıbâatda alem

İtdi nakd ü vaktini masrûf-ı tasnîf-i fünûn
Kıldı kilk-i kudreti mevkûf tertîb-i hikem

Eyledi zabt-ı terâvih ile isbât-ı vücûd
Oldu ihyâ-ı ulûm ile kalemrân-ı rakam

Hâdimü’l-lezzât ânında kâmını telh eyleyüp
Saki-i merg âna da sundu dolu bir kâse sem

Nahl-i bâlâ şâh-ı cismin hâksâr itdi felek
Ola bârî hissemend-i mîve-i bâğ-i irem

Hasb-i hâli ola nevres mısra-i târih ânın
“Basdı İbrâhim Efendi sahn-ı firdevse kadem!





* II. Ferenc Rákóczi


27 Mart 1676’da Borsi’de dünyaya gelen Ferenc Rákóczi, Macar bağımsızlık hareketinin önderidir ve Erdel’in soylu Macar ailelerinden birine mensuptur. 1652-1659 yılları arasında Erdel prensi olarak görev yapmış olan babası I. Ferenc Rákóczi’den sonra 1704-1711 yılları arasında Erdel prensi olarak görev yapmıştır.

Rákóczi, 1700 yılında Habsburg Hanedanı’na karşı yapılacak olası bir Macar bağımsızlık savaşı için Fransa’nın desteğini almış, ancak Avusturya istihbarat servisinin bu konudan haberdar olması sonucunda tutuklanmış ve hapsedilmişti. Ölüm cezasına çarptırılacağı kesinleşince hapisten kaçmış ve Polonya’ya iltica etmişti. 1703 yılında Avusturya ordusunun Macaristan’dan çekilmesi üzerine Polonya ve Fransa’nın desteğiyle Macaristan’a geri dönmüş, bağımsızlık savaşının ardından II. Ferenc Rákóczi’ adıyla Erdel prensi ünvanını almıştı. 1705′te ise Széchény şehrinde toplanan asiller meclisi tarafından Macaristan prensi ilan edilmiş, 1708 Trenčín Savaşı’nda Macar bağımsızlıkçıların Avusturya kuvvetleri karşısında yenilmesi ve bağımsızlık yanlılarının imparatorla anlaşmaya varmaları sonucunda Rákóczi güvenlik önlemi olarak Macaristan’ı terk ederek Polonya’ya hareket etmişti. Rákóczi’nin yokluğunda isyancılar ve Avusturya temsilcileri arasında 1711’de Szatmár barışı imzalanmış ve Rákóczi önderliğinde başlatılan bağımsızlık savaşı sona ermişti.
Bundan sonra Rákóczi için sürgün yılları başlamış, sırasıyla Polonya, İngiltere ve Fransa’da yaşamış, 1715’te ise Osmanlı Devleti’nin davetini kabul ederek Osmanlı Devleti topraklarına yerleşmişti. 1718 Pasarofça Andlaşması’yla Osmanlı Devleti’ne iltica eden mültecilerin güvenliği güvence altına alınınca da yandaşları ile birlikte Tekirdağı’na yerleşmiş 8 Nisan 1735’de de orada vefat etmişti. Naaşı İstanbul’da Saint Benoit Lisesi Chapeli’ne yerleştirilmiş, 1906 yılında Macar Hükümetinin isteği üzerine günümüzde Slovakya sınırları içerisinde kalan Košice (Kassa) şehrindeki katedrale yerleştirilmişti.




II. Ferenc Rákóczi’nin yaşadığı Tekirdağı’nın sahilindeki evi günümüzde restore edilerek kendi adıyla müze olarak ziyarete açılmıştır. Ayrıca Tekirdağı’nda Ferenc Rákóczi adına yapılmış bir de çeşme bulunmaktadır.

Hiç yorum yok: